Çöpten beslenen adam, namı diğer her önüne gelene uçkur çözen adam şeklinde diye de
tanımlanabilir, Türkçe’mizde….yani bir adamın seçiciliğini, niteliğini, niceliğini ve akabinde
erkekliğini boşa harcadığı bir durum…..
“Alışmış kudurmuştan beterdir” derler, doğru, adam alışmış bir kere, çer çöp, ne olursa mideye
indirmeye, hatta çöpe gitmesine de gerek yok, lodosun toplayıp getirdiği gibi, zaman zaman
geliveren kadın cinsi ile ihtiyaç gidermeye, kapı arkası iş bitirmeye, tadı çok önemli değil,
varsın bugün de karnım böyle doysun, demeye öyle alışmış ki, restoran neresi, lodosun çöplüğü
neresi……….
İnsan olan insan, adam olan erkek, hele ki, belli bir yaşa gelmiş, toyluk dönemini atlatmış
(atlatabilenler sayılı tabii….) erkek, ne ihtiyaçtan satar, ne de alır. Ne zaman canı çeker, gönlü
diler, aklı vayyyyy der, ki zaten o zaman bu bir anlamda aşktır; bir de bakar bakalım bu aşkta,
bu kalp atışta tek mi, çift mi? O zaman kim tutar seni, sevgili beyefendi? Belli ki olmuşsun,
divane deli… Sen istiyorsan, gerçekten (önce geçici mi, kalıcı mı tahlil et! Yaş epeyce ileri, boşa
harcamamak gerekir kalan süreyi) önce bir elini yüzünü yıka, üstünü başını düzelt, önemli bir
yerdesin, restorana geldin, herkes buraya giremez. Hadi diyelim, parlak gülüşün, tatlı dilinle
kapıdan geçtin, şöyle bir otur, soluklan, uzun yoldan geldin, epeyce bir şey becerdin ve bir karar
ver, ne isteyeceğine, sonra kibarca belirt bakalım, dileğini……..eğer varsa istediğin, düzgünce
oturup beklersen, kısmetse, kim bilir belki de yersin iskenderi…. Ama tabii, çerle çöple
beslenen, çalı fasülyesine bile hayır diyemeyenlerdensen sen, acaba becerebilir misin ki,
iskenderi halletmeyi, bilebilir misin nereden başlayacağını, tereyağının, salçasının miktarını
ayarlayabilir misin ki, bunca yıl “fast food”un mayonez, ketçabına banan sen? Acaba ne
yaparsın? Tabağındaki, kişiye özel, sana hazırlanmış, ısmarladığın, gelsin diye beklediğin,
biricik (benzersiz, tek ve özel oluşu itibariyle) yemeğin bittiğinde, mutlulukla gülümser,
Yarabbi şükür! mü dersin? Yoksa, sonuçta hepsi karın doyuruyor, bu kadar zahmete ne gerek
var, değer mi? deyipte kalkıp gider misin? Tatlıyı, kahveyi umursamayıp ……kim bilir ne
yaparsın sen! Bilmiyorsan, ya da o yaşa kadar öğrenemediysen, kaliteli ve seçici beslenmeyi
sen….karnın asla doymaz da, gözünün, gönlünün, doyacağı tek yer, olsa olsa, en çok, kalitesi
paranla orantılı, açık büfe olacak belli……yoksa bekleyeceksin çaresiz yine lodosun
getireceklerini…..artık şansına ne çıkarsa……..

