22Tem

🕸”ADAM”IN YOLU

Şimdi biz bu adamlara niye kızıyoruz? Her gördüğüne bakıyor, her gördüğünde kalıyor falan
filan…. Ve sonrasında sinirden küplere biniyor ve en sonunda köprüleri yakıyoruz. İyi de
yapıyoruz da!?….. Gelin, bir de onların yaratılış amacına çok dokunmadan, yaradılışlarına bir
bakalım! Tabii, yine belli bir bölüm için konuşuyoruz, lütfen herkes üzerine alınmasın!
Teşekkürler!
Erkek, hayatı, uzun-ince bir yol olarak görür. Öyle bir yol ki, birbiri ardı sıra, kafeler,
pastaneler, fırınlar ve kim bilir belki restoranlar. Dünyaya gelişi de, ana fırın tarafından
gerçekleştirilen erkek, çocukluğu boyunca oyalandığı, sığındığı ve sarıldığı ana fırından, günü
gelince ayrılır ve başlar bu yolda ağır ağır ilerlemeye……
Bazı insan çok gelişkindir, kendini erken bilendir ve ne istediğini tahmin edebilendir. Ve daha
yolun başında, “işte bu benim istediğim” der ve kapıdan içeri girer. Bu seçiminde, onu gelecek
anlamında bir kaç seçenek bekler; ya çok tutucudur, seçiminden memnun olsun olmasın,
kalıcıdır, ısrarcıdır; ya çok tutunmazdır, seçimi gün geçtikçe canını sıkar, girdiği kafenin her
şeyini tatmış, ezberlemiş ve boğazına kadar doymuştur ve hatta kendince patlamak üzeredir ve
ister istemez artık gitmek ister. Bu erken davranan ve doygun adam, ya gerçekten doymuştur
ve hava almaya ihtiyacı vardır ya da ilk seçiminin ürünleri, belli bir süre sonra gaz yaptığından
şişmiştir, gerçekte hala açtır, karnı olmasa bile, gözü gönlü açtır ve bu erkeklerin çoğunluğu ise
hiç bir zaman doymaz doyamaz, dünyadaki tüm kafeleri dolaşsa, tüm çeşitlerini tatsa, yine de
doyduğuna ikna olmaz türdendir…..geri kalanlar ise, gerçekten de, baştaki seçiminin yanlış
olduğunu, istediği kafenin ve ürünlerin nasıl olması gerektiğini bilenler, ki daha bilinçlidirler,
bulundukları yerden çıkmak isterler……ancak, o zamanda, şartlar devreye girer ve erkek
cebindekine bakar, bakalım buradaki hesabı kapatıp, yeni bir kafeye adım atacak gücü var
mıdır; tabii ki maddi güçten bahsediyorum, yoksa fiziksel güç, sahip oldukları asil kanda
bolcadır. Diyelim, gücü yetti, kendini dışarı attı, gerçekten tüm samimiyeti ile, gönlünce, yeni
bir kafe ve istediği ürünleri aramaya, beklemeye başlar. Ama ararken ne yapacak, aç oturacak,
illa falanca yerin, zencefilli çöreğini yiyeceğim diye, açlıktan ölüp gidecek değil ya…. oradan
buradan atıştırır, bazen çok, bazen az…. Seçici olan, dikkatli ve temkinli olan, seçimini usulünce
yaparken, bilgisiz ve tecrübesiz olan ise, ne idüğü belirsiz şeylerle, ya bağırsaklarını bozar ya
da abur cuburla beslenme alışkanlığı yüzünden, gün gelir, ne için yola çıktığını, aradığı şey
karşısına çıksa bile hatırlayamaz ve haybeye gider onca çabası, çalışması……ve maalesef
bazıları, belki ihtiyaçtan, belki yanlış arkadaş seçiminin doğal sonucu olarak, belki
psikolojilerinin giderek bozulması yüzünden, çöp karıştırmaya başlar ve artık çöpte o gün ne
varsa…şansına yaşarlar. Bazı adamlar ise, bir türlü karar mı veremez, ne istediğini mi bilmez,
yoksa çok akıllıdır da, madem ayaklarımda güç, cebimde para, aklımda başımda, gezip
dolaşayım gönlümce şöyle der, o kafe senin, bu kafe benim dolaşır…..derken bollukta olmaktan,
boşlukta durmaktan bunalır, bulanır, bir süre sonrada alıklaşır. Bu türlerin, hem ilk fırınından
vazgeçmeyen hem de yeni, farklı tüm kafelerde gözü olanları da vardır; onların temel düşüncesi
de şudur=tamam başta bir seçim yaptım….ee ürünlerde fena değil, eee çoluk çocuk doluştuk,
rahatımız yerinde….ama….iyi de canım, hayata da bir kere geliniyor, ne yapalım şimdi, hep aynı
şeyleri yiyerek ömrümüzü bir kafede mi geçirelim………. I-ıııııh! Ya ne yapalım? Dışarı
alışverişe, işe güce gidince, belki bazen sipariş usulü, bazen eş-dost-arkadaş kutlamasıyla,
atıştırmalı…..eh doyumluk olmasa da tadımlık olsun….nasiplenmeden bu ölümlü dünyadan
kaymamalı= der. Bu durumda erkeğin yapması gerekenler şöyledir, ne zaman, nerede ve ne
atıştırdığını kesinlikle gizlemek, her şey bitince, en azından tok olduğunu belli etmemek,
normal hayatın seyrini takip etmek, fırsatını bulunca, tatmaya devam etmek ama bağımlı olma,
abartıya kaçma, bağlanıp kalma gibi mide-bağırsak enfeksiyonlarına karşı uyanık ve tedbirli
olmak.
İşte! Hayat, erkekler için böyle sevgili bayanlar, onlar, olmak veya tatmak istedikleri şey için
kolayca, sorunsuz bir yol bulup, bunu hayatın gidişine yordukları halde…. Biz, diyelim ki, eşitiz,
diyelim ki aynı yoldan geçtik……kadın olmanın verdiği ağırlıkla….biz de seçtik…..ama biz,
dediğim dedik, sevdiğim tek mantığı ile, daha masası, sandalyesini bırak, oturacak yer minderi
bile olmayan, tek çeşit yemeği, yemekhane kalitesi ve servisi ile sunan, hatta sunmayan, senin
yalvar yakar tattığın ve nihayetinde onca yıllık beraberlikte yetersiz beslenmeden çürüyüp
gittiğin, bazen de, binbir çeşit ürünü olup da, senin bir türlü haberinin olmadığı, senden başka
herkesin hayran kaldığı ve yine yeni yeniden tatmak istediği……ve senin bunu belki bilerek,
belki
bilmeyerek,
sineye
çekip,
ben
sevdim,
ben
seçtim,
de
benim….dediğin….seçimimizde sabitlendik, kenetlenip….mühürlendik!! Maalesef birbirine
tezat iki hayat görüşü, dahası hayat seçimi erkeğin ve kadının ki……..haberimiz ola!

© Copyright 2026, Tüm Hakları Saklıdır.