12Şub

KADERLE OYUNA KISA BİR ARA

Bazen kader şakalaşır sizle… En sevdiğinizi elinizden alacak gibi yapar, ki belki de alacaktır,
kararlıdır…… Ağlarsınız, dualar edersiniz, kendi kendinize sözler verirsiniz….. Yeter ki kalsın!
Ama kader şakacıdır; bakar halinize güler….o zaman der, gel benimle, bak neler var bende, tam
sana göre…madem uymadın bu gidişin düzenine…biraz oynayalım şimdi seninle…..ne kadar
dert, ne kadar iş-güç, ne kadar lüzumsuz olay, insan, durum varsa, artık hepsi senin üzerine, sen
değil misin, meydan okuyan, başını dimdik tutan, dur, biraz daha bekle, daha neler var, neler
bende….Vazgeçmediysen, o elindeki her neyse, açmadıysan elini, hayat sürüp giderken,
bırakmadıysan avcunda sakladığın şey artık her neyse…göster gücünü o zaman, görelim
bakalım, tümü bittiğinde senin için derlediğim hayatın içinden, halin kalacak mı, elindekini
sevmeye ve hatta başını çevirip bakıpta görmeye… Bekle geliyorum; bu oyun hep böyle, pes
edene kadar, ya sen, ya ben, her seferinde…..bir, iki, üç, başlasın oyun!
…………”Yine bir hastane odası, yine ben, yine akşam, yine keder…. Hep aynı senaryo, hep aynı
ben, bekleyen, ümit eden, korkarak da olsa hayal eden; o günü, güzel bir gün özlemiyle geleceği
gözleyen….. Kızın kaderi, anasıyla bir mi yazılırmış ne!…. Onunki beterken, benimki bir ölçü
iyi… nispeten… yine de bir gerçek var ki, o da… hastane kadınlarıyız biz; kimimiz
çocukluğunu, kimimiz gençliğini, bazen de geçmişini yaşayıp bitiren, en sevdiği ile birlikte acı,
ağrı çekip, bir kez bile “yeter artık demeyen” aynı çatı kadınlarıyız, dileklerimiz en içten, en
özden, iki dudak arası bir söze bağlıyız, bağımlıyız, hepimiz kalpten”……..

© Copyright 2026, Tüm Hakları Saklıdır.