Geçmiş günlerde, mevsimin ilkbahar olması nedeniyle, bahar temizliği kapsamında,
hayatımızda yürümeyen, gülmeyen, bizi ilerletmeyen her ne varsa attık, sattık ve
kurtulabildiğimiz kadar kurtulmaya çabaladık istemediklerimizden… Sonra tüm yaz boyu en
azından dinlendik, ara verdik bir çok şeye, güçlendik ve işte şimdi geri dönüş zamanı… Mevsim
yine bahar, ama bu sefer son-bahar, son şans, son özleyişler, son bekleyişler, son direnmeler…
Şimdi karar zamanı! Bırakalım böyle mi gitsin, uğraşalım, telafisi olmayan zaman hızla
ilerlerken, biz inandığımız her şey için; ki bu şeyler özünde, yalan, yanlış, hayal de olsa;
hayatımızın belki de en güzel zamanlarını tüketelim mi? Bir umut, belki diye…. Karar sizin,
ama dikkat edin; sert fırtınalar gelmeden, tüm tabiat karlar altında kalıp, değişmek, değiştirmek,
eskisinden çok daha güç olmadan, harekete geçin. Karar verin, yönünüzü, yolunuzu belirleyin
ve oyalanmayın, kararlar uygulandıkları sürece geçerlidir, bekledikçe hem değerinden, hem
gücünden kaybeder. Askıda kalan şeyler arasında, insanı üzen ve sonradan ayağına takılan en
kötü şeydir, alınan ama bir türlü uygulanamayan kararlar. Ben yalnızca bir sesim, isterseniz size
ulaşacak, dilerseniz sizin iç sesinizle konuşacak……….ben hep buradayım….. Konumuzu ben
demleyeceğim, siz bardağınıza koyup içeceksiniz. Gönlüm sizin için her gün yeni bir demlik
koymaktan yana, her gün taze, her gün farklı…ancak gelin görün ki hayat kolay kolay
bırakmıyor insanın yakasını ve sağlığımızdan sonra sahip olduğumuz çok değerli ZAMAN bir
türlü yetmiyor bu dünya işlerine… Yeni yazılarda buluşmak üzere….. Sevgilerle…

