14Nis

bugün….CANIM SIKKIN

Hava yağışlı, tipik bir ilkbahar, bir yağar bir açar, bütün duygular azar, içimiz bir şeyler yapmak
için dolar taşar….ancak yine de takılır kalırız elimizde olmayan şeylerin, ayağımıza dolanan
engeline…..
Dün, çok sevdiğim bir arkadaşım geldi. Dokunsam ağlayacak gibiydi….. Çaresiz dokundum;
derdi çoktu ve paylaşmak için beni seçmişti. Bir süre hıçkırıklarından başka bir şey duyulmadı,
ağladı bir şeyler anlattı, derken öfkeyle sayıp sövmeye başladı…. Derdi eşiydi, yıllarca birlikte
olduğu,
birbirlerine
ölünceye kadar beraber olacağız sözü verdikleri, aşkı,
kocası….bitmişti……ayrılmışlardı….adam, çoğu erkeğin gittiği yoldan gitmiş, giderken yolunu
kaybetmiş, başka yollara sapmış, saçmalamış, derken ayağı kayıp düşünce, bir eşi olduğunu
hatırlamış ama ne gariptir ki af dileyeceğine, öyle bakıp kalmış, kimbilir belki de bu sonu
dilemişti….her şey bitmişti…öyle düğmeye basmış gibi…..yarın boşanıyorlar….kararları kesin.
Arkadaşıma her iyi arkadaş gibi (aslında gerçek fikrim en kısa sürede bu karmaşadan kurtulması
olsa da) bir kez daha denemesinin mümkün olup olmadığını sordum. Ağlamaktan kızarmış şiş
gözlerini kocaman açarak, bana kızgınlık dolu bir bakış attı. “İmkansız, her geçen dakika sanki
ölüyorum” dedi. Gerçekten de dışardan bakıldığında bile fark ediliyordu, arkadaşımın ne kadar
acı çektiği. Biraz sakinleştikten sonra gitmek istedi ve kalktı. Daha sakin ama sanki, öfkesi
geçince, çok daha mutsuz, umutsuz ve en çok da dağılmış gibiydi. O gidince, kendi kendime
oturup düşündüm bir süre…..bir kadın onlarca yıllık evliliği bitince ne kaybederdi…kocasını
mı? Hayır, dışarıda sürüsüne bereket koca adayı vardı; amaç illa evli olmaksa eğer! Aşkını mı?
Adı aşk, aslı herkese göre farklı da olsa, ondan da hiç yadsınmayacak miktarda etrafta dans
ediyordu. Arkadaşım oldukça güzel bir kadındı, elini sallasa ellisi misali….. Peki neydi
kaybettiği? Bu kadar acı çekmesinin nedeni? Ne kaybetmişti? Dostunu! En iyi dostunu
kaybetmişti. En yakın dostunu… Tüm sırlarını paylaştığı, yıllar içinde birlikte büyüdüğü, en
gizli, en mahremini bilen tek kişiyi kaybetmişti. Dostunu, maalesef belki de ne kadar üzücü ki,
ölümle değil de ihanetle kaybetmişti. Bundan sonra, hem bu büyük kayıpla, hem de yıllardır
var bildiği dostunun da gerçekte belki de hiç olmadığı şüphesi ile yaşayacağı, önceden hiç
tasarlamadığı yeni bir hayatın içine itilmişti. Herkes bir başkasına değişilebilir kuşkusuz ama
sayısı çok az olan dostlarımız hayatımızın olmazsa olmazı, temel direğidir. Çünkü zaman içinde
emekle var olmuşlardır ve kaybettiğiniz bir dostun yerine birini koyabilmek, o nitelikte birini
bulabilseniz bile, bazen bir ömür sürer; ne yazık ki!

© Copyright 2026, Tüm Hakları Saklıdır.