Bir tablo çizersiniz, o güne kadar ki, tüm hayatınız boyunca; küçük evler, mutlu mutsuz aileler,
kurallar, örf ve adetler, işler güçlerle dolu. Çizersiniz önce, birazını istediğiniz, birazını
başkalarının isteği doğrultusunda, boyarsınız. Derken, o gün gelir…ve aşk, ne çizdiğinize
bakmazsızın, kırmızı boyalı eliyle tuvalinizdeki her şeyi boyar. Artık ne siz, ne sizin
kurduğunuz dünyanızın rengi, şekli görünmektedir. Her şey aşkın eliyle silinmiş, bozulmuş,
değişmiştir. Şaşırırsınız önce, anlamazsınız, ne oldu birden diye! Hele ki tanımıyorsanız aşkı
önceden; bakar kalırsınız, kırmızı boyalı ele ve bıraktığı ize… Bazen beklersiniz, boya uçup
gider diye… Hatta bazen dua edersiniz. Kimse görmeden, şu boya kurusa, düşse…akıp kaybolsa
da kurtulsam…eskisi gibi olsam…yine eski ben olsam…. Eğer aşk, gerçek aşksa, bunların hepsi
boşa çabadır ve her şey için geç kalmışsınızdır, zaten bu işte erken davranmak ve önlem almak
gibi bir şeçenek yoktur. Siz seçilmiş, örnek gösterilecek, ender insanlardan birisinizdir artık…
Ne için mi?… Sonsuz acılar içinde, en derin mutluluk hazları tatmak, gece ve gündüz boyu azap
içinde, tek bir kişiyi düşünmek, özlemek, hayal etmek ve beklemek, yani artık yalnız o kişiyi
ve o kişiyle yaşamak için. Vazgeçmek mümkün değil, unutmak mümkün değil, hiç olmamış
farz etmek mümkün değildir. Belki de, hiç sizin olmayacak ama sizin kendinizi
varolduğunuzdan beri bir bütün hissettiğiniz ve bu yüzden, onsuz, kendinizi hep yarım
hissedeceğiniz insana duyduğunuz, her an artan özlem ve her daim kolunuzda bir hayalle dans
edip durursunuz. Günler geceye, geceler güne döner, derken gün aya, ay yıla bağlanır;
yaşlanırsınız ama sevdanız yaşlanmaz, o hep aynı yerde, aynı zamanda kalır. Sevdiğini bekler,
belki bugün belki yarın diye…. Hep aynı ümitle, ama boş yolu gözlemekten yorgun gözlerle……
İsteseniz de, artık geri dönüş imkansızdır. Ta ki zaman geçip, kırmızının rengi soluncaya,
kaybolmuş gibi (ki gerçekte, tamamen yok olması mümkün değildir!) oluncaya kadar, bu
ızdırap dolu bekleyiş sürer. Sonrasında ise, sizden geriye bir şeyler, elinizde kolunuzda güç,
gönlünüzde istek kalmışsa, başlarsınız tekrar çiziktirmeye….kırmızı elin bozduğu düzenin acısı,
yine olur mu? korkusu, içten içe, yine olsun! gizli arzusu ve geçmişin özlemi, her bir
hücrenizde….çizersiniz elinizden geldiğince….bu sefer daha az özenli ama daha dikkatlice…olur
da…..ya kırmızı boyalı el..!

