Nerede kalmıştık? Hımmm!… Ben bir şeçim yapmak zorundaydım. Geçmişimle geleceğim
arasında bir seçim. Yok canım! Aşktan bahsetmiyorum. Geçmişim annemden bahsediyorum ve
geleceğim kızımdan…. Bugünüm yani kendim, yokum bu seçenekler arasında; kendime zaman,
yer ve imkan yok…onu kaldırdım belirsiz bir süreliğine ortalıktan….
Bu can, ancak iki kişiye yeteceği için ikisi arasında paylaştırdım enerjimi… Ne mi yaptım?
Bakımıyla bana bağlı olan annemi, eski silah arkadaşımı, en iyi dostumu, hiçbir şeyinden eksik
kalmasın diye korudum, kolladım, sevdim, sardım, baktım, baktırdım. Kendi gücü ile yeni bir
hayata adapte olması için yaktım, yıktım, insanları kırdım, paraladım… Kızım yani geleceğim,
hasta geçmişimle olamadı yan yana; gençliği bu durağan ve ağır tabloyu kabullenemedi,
benimseyemedi; toyluğu ağır bastı uyamadı hayatın yeni şekline. Onu, bu hayattan
soyutlamam, aynı yerde iki ayrı hayat kurmam gerekti. Ben, tüm zamanımı ve enerjimi, en dibe
vuruncaya kadar buna harcadım. Çünkü seçim yapamadım. Geçmişimi yok kabul edip, devam
edemedim yaşamaya….Aynı şekilde, daha nereye varacağı belli olmayan geleceğimi de,
bırakamadım desteksiz…. Ya düşer, kalırsa….ya yanlış yöne saparsa….kıyamadım hırçınlığı ile
maskelediği masum duruşuna….ben de kendimi harcadım….neyim varsa hayata dair elimde
tutup bırakmadığım….aşkım, sevgim, inancım, saflığım, inatçılığım, bitmek bilmez enerjim ve
yaşam sevgim….hepsini bozdurdum….geçip giden zamana…..pes etmeyen kaderin sonsuz
şantajlarına. Derken zaman çizelgesinde, en önemli olayları, hep aynı tarihlere denk gelen
geçmişim ve geleceğim, bir kez daha, en büyük bahise, en yüksek riskle girdiler. Ve oyun
başladı…bir öncekinden farksız…kızımın, üniversite sınavına gireceği günlerde, annemin bir
kez daha (ki önceki sınavda da aynı günlere denk gelmişti?!) ölüme giden yola girişi ve kızımın
sınavların son turuna girmesi…..son ana kadar ikisini de bırakmadım……ama son gün mecbur
kaldım, hayatın doğal akışını takip ettim, bir tuhaf kabullenmişlikle ve geçmişimi teslim ettim,
emin ellere. Sonra, benden, ben istediğim için var olan geleceğimin elini tuttum…..düşmeden
yürümesi için….. Nasıl mı başardım?? Tüm duygularımdan vazgeçtim. İnsan olduğumu
hissettiren ve beni değerli kılan, her duygudan…. bunu yaparken de, kattığı binbir değerle, beni
daha kırılgan ve duyarlı yapan, tüm güzel duygularımı soyundum…evet soyundum…..atmaya
kıyamadım….öylesine güzeldi ki her biri… Olur da, bir gün geri dönersem hayata, yeniden bir
ben, yeniden bir hayatım, yani günüm, bugünüm olursa……kim bilir belki….şu zorba kader elini
çekerse benden….belki giyerim yeniden…..o güne çok varsa…..eğer daha çok acı varsa çekmem
gereken…..iyice zayıflarsam kederden, elbise durmaz düşer hepten, taşıyacak halim kalmaz
derken…ya da dertler üst üste binipte kalınlaşırsa derim, benliğim her geçen gün, bu seferde,
soyunduğum naif duygular, o hassas ruh, olmaz da, dar gelir, sıkar, yakışmazsa temelden… O
zaman yeniden başlamak gerekir her şeye….yeni bir ruh ve bilinçle, eski bedende yeniden…..
Kim bilir neden…???

