Aşık oldunuz ya, hemen o adamı en yükseğe çıkartıp koyarsınız, o artık en iyi, en güçlü, en….
Bu sıralama alır başını gider, o artık sizin veya bu dünyanın adamı değil, “en”lerin adamıdır.
Kanımca, o insana ve kendinize yapılabilecek en büyük kötülük de, budur. Adam, öyle bir
yerdedir ki, daha üstü, yukarısı yoktur. Pardon, yukarısı vardır, ancak bu olay için ölmesi ve
sonrasında, yaşarken çevirdiği hiç bir dolabın su yüzüne çıkmaması gerekir. Hep orada kalması
da mümlün değildir. Sürekli en de kalacak, ölümlü bir canlı yok. Mecbur, aşağı inecek. Adam
zaten, doğası gereği, sizi fazla bekletmez. Siz, hayran hayran, onu seyrederken, o inmeye
başlamıştır bile. Önceleri, yani tapınmanın ilk başlarında, cinsine özgü davranışlarla, her ayağı
kayışını, her basamak inişini ve hatta her yere yuvarlanışını, gözyaşları ve yine hayranlıkla izler,
hiç ses etmezsiniz, çünkü kalbinize söz geçiremezsiniz. Akıl, ruh, beden hepsi kalbin emrinde,
tek nefes beklemektedirler. Adam gerçekten bir adamsa, daha yukarılara yani göklere ait bir
melek değilse, sizi fazla bekletmez; numaralarını ardarda sıralar. Bu bağlamda çok masumdur
da, unutmayın, oraya kendi değil, siz çıkartmıştınız, o da iner, iner, iner. Derken, bir zamanlar
hayranlık ve gözyaşları, zaman zaman, biraz tatlı kızgınlık, kırgınlıklarla seyredilen günler,
gelir geçer…… Adam, sürekli inmektedir ama bir türlü yanınıza gelmemektedir veya
gelememektedir, bu ikisinin, sonuç olarak bir farkı yoktur. Yanınızda olmayan ama hoplaya
zıplaya, pek de hevesli ve neşeli, kendini, oradan oraya atan adam, artık canınızı sıkmaya ve
sistem gereği buna bağlı aklınızı, başınızı, kalbinizi ve ruhunuzu sıkmaya başlar…. Sıkar, sıkar,
sıkar….. İnanamazsınız, bir zamanlar, kendi elinizle en yücelere yerleştirdiğiniz, ismine,
cismine methiyeler düzdüğünüz adam, bu mudur!?! Karşınızdaki, tanınmaz halde, minicik bir
adamdır! O kadar çok inmiştir ki; bu iniş hızıyla, mesafeyi orantılayamamış ve küt diye
ayaklarınızın dibine düşmüştür. Unuttuysanız hatırlatalım, küçücüktür. Basıp geçemezsiniz, siz
büyütmüşünüzdür. Alıp sevemezsiniz, sizin sevdiğiniz adamla ilgisi yoktur. Bir kenara koyup,
hatıra kabul etseniz, mutsuzluğun, yanılgının hatırası saklanır mı? O da olmaz! Mecbur, atlayıp
geçeceksiniz üstünden, dikkatlice; o sizi çok acımış da olsa, siz onu incitmeden, gideceksiniz
oradan. Çünkü siz bir kadınsınız, aşık olduğu adama, yalnız sevgisini değil her şeyini sunan,
onu bekleyen, özleyen, dileyen kadınsınız. Zaman geçmiş olsa da, tüm emekleriniz ve en kötüsü
aşkınız onda, kendisi ile birlikte küçülüp, neredeyse yok olsa da, unutmayın, o adam bir
zamanlar sizin en yukarı taşıdığınız adamdır.

