Bana durup dururken… ”sana ayşe gibi canlı bir arkadaş gerek” dedi…”ki seni canlandırsın”….
demek ki beni beğenmedi…..yeterince canlı bulmadı…ki…gerekeni söyledi…. üzgünüm…..
çünkü benim Orhan Veli’nin şiirindeki, yolun yarısını çoktaaaaan geçen, bilmem kaç küsur
yıllık capcanlı canım, her gün yaptığım iki saatlik spora, seksen yaşındaki bir gün iyi bir gün
hasta olan anneme, yirmili yaşların başında ergenlikten kurtulmaya çalışan küçük kızıma, ikinci
ergenliğini yaşayan babası yani merhum eski eşimin sahne şovlarına, kırk yıllık köklü bir
ailenin ottan boktan tüm ıvır zıvır işlerini yoluna koymaya, bir türlü kendime ait olmayan
hayatımı kabullenmeye, güzel, çekici, sevgi dolu, anlamlı, neşeli ve hassas halimi cansız bulan
adamın birine, her gün her gün kendini anlatmaktan, anası ağlıyor da ondan canı kalmıyor
aslında!!!!…yaaaa!!! Yoksa bendeki can gerçekte hem canlı hem heyecanlı….

