Deniz kızlarına sesleniyorum ama gerçek olanlara, yaşlı+deniz anası, çirkin+deniz tarağı, pek
meşhur, bulduğuna tüm kolları ile yapışan ahtapotgillerden bahsetmiyorum……
Gelin vazgeçin şu adamlardan! Hangi adamlardan mı? Evli olanlardan tabii ki!… Bırakın
gitsinler yollarına, size adam mı yok! Elini sallasan ellisi, saçını sallasan tellisi, diğer uzuv ve
bölgeleri saymadım bile… Şimdi duyar gibiyim… “ama başlarken bilmiyordum evli olduğunu!”
ve bunun diğer cinsiyetteki tekrarı “karımla mutlu değilim sorunlarımız var, boşanacağım!”…
Bu hiç değişmez, yüzyıllardır aynı… Emin olun, şüphe etmiyorum samimiyetinizden; doğrudur
bilmiyordunuz ve şöyle sığ bir soru da sormayacağım “eee şimdi öğrendiniz işte, niye
bırakmıyorsunuz?” gibi…. Çünkü aşksa…. bırakılamaz, engellenemez, çözümlenemez ve
şekillenemez… Her durumda, acı çekeceğiniz mutlak bir gerçek, yapılabilecek pek bir şey yok;
ne siz, ne bir başkası sizi kurtaramaz artık… Sevgili hocam, bir gün derste şöyle dedi “gerçek
aşk, yasak aşktır….gerisi…”. Yüzünü buruşturdu, yani palavra demek istedi. Evet, aşk için asıl
olan, nasıl olursa olsun, ne olursa olsun, bir engele, hem de gücü, büyüklüğü hiç de
yadsınamayacak bir ölçüde olan, bir engele rağmen var olandır. Dışardan anlamsız, mantıksız,
kim bilir belki gereksiz gözükse de; sizi her gün aynı inat, aynı inançla ayakta tutan, nereden
geldiğini bilmediğiniz, bir tuhaf güçle, eşe dosta, tüm dünyaya ve hatta kendinize karşı
koyduğunuz bir duygu selidir. Evet, bir seldir gerçekten de, çoğu kez, bu mücadele içinde
soluğunuz kesilir, adeta boğuluyormuşcasına nefessiz kalırsınız. Değer mi? Gerçek aşksa ve
illaki karşılığı varsa -burası çok önemli bayan arkadaşlarım, dikkatinize!!- yani o da size
aşıksa… Değer!…. Şanslısınız! Şu yalan dünyada, şansınıza bir aşk düştü -ancak taklitlerinden
sakınalım, mış gibi yapıp bizi kandıranlarından uzak duralım-….Şansızsınız! Yine bu dünya
için, hiç değmeyeceği halde, epey bir acı çekeceksiniz. Kıskanıp, özleyip, çok sevdiğiniz
için….az mı? Sevildiğiniz için, herkesin onda gözü olduğu için, tüm dünya size karşı olduğu
için, o gün sizle az ilgilendiği için, keşke sevmez olsaydım pişmanlığı için, kaybettikleriniz,
eklentileriniz, eksiklerinizin utancı, artılarınızın boşa gidişi için, hep ama hep acı çekeceksiniz
ve gün gelecek, tartmak isteyeceksiniz, insanın sahip olduğu, en güzel duyguyu tatmanın
verdiği coşku, haz, ayrıcalık ve onurla, tüm bu acıların sizde bıraktıklarını tartmak
isteyeceksiniz ve eğer ödediğiniz bedelin bu aşkın ederini çoktan geçtiğini görürseniz, daha
doğrusu görebilirseniz artık aşık değilsinizdir, cümleten geçmiş olsun. Kalkın, bir elinizi
yüzünüzü yıkayın… üzgünüm ama gerçek bu! Artık size, tatsız-tuzsuz gelen hayatınızdaki
yerinizi alın ve eğer dizlerinizde derman kaldıysa, başlayın bakalım….yavaş yavaş
yürümeye…hayat yolunda… Hem onurlandırılmış, hem cezalandırılmış, ender insan olmanın
farkındalığıyla…

