Şimdi….yeni bir ayakkabı almış halinizi düşünün kendinizin….ya çok seversiniz kıyamazsınız
kullanmaya, saklarsınız o özel+güzel güne, şu da geçsin + bu da bitsin kullanayım diye…derken
ya modası geçer, ya ayağınız büyür veya küçülür….uymazsınız ona; ya da ihtiyaç kalmaz,
fazlalık olur zamanla; veya zaten ihtiyaçtan almışsınızdır ihtiyacı karşılar işi biter; veya tepe
tepe kullanırsınız….ne onun hali kalır, ne sizin gönlünüzün onda…ama hep dillendirirsiniz
“ne……..ama!…onun gibisi yok bu diyarda!” veya sırf markası, modeli, gösterişi için
alınmıştır….sizinle bir ilgisi yoktur….modası geçer, derken başka ele geçer, gezer dolaşır gider;
veya öyle çok seversiniz ki, kutusundan çıkartırken bile ilk günkü heyecanla…dokununca hep
aynı mutlulukla gülümsersiniz, sizin olduğu için…sizde kaldığı için ve iyi ki de onu görüp
alabildiğiniz için şükredersiniz…yaaa!…hanımlar, ne haber!….düşünün bakalım ben neyim
diye….düz sandalet, stilletto, bot, demode, klasik, kullan at…galoş?!..takdiri sizden!!!

