Sohbet

20Oca

🕸UÇAK KAZASI

Bu kocaların, bir dakika durup…….düşünmesi gerekir…..ben ne yaptım?…. evet…..bir kaza oldu
ama ne kazası?!? Büyük aşklardan oluşan -eşlerden birinin çok sevmesi, bu şekilde anılmak
için yeterlidir- evliliklerdeki kazalar, uçak kazası gibidir, kurtulmak neredeyse bir mucizedir ve
bu mucize çoğu kez gerçekleşmez…….kısaca geri dönüş, her nerede kalmışsanız
imkansızdır……devam+ı kaybolmuştur, tekrar etmek, tekrar denemek, geri dönmek istemek
mümkün değildir. Tüm yaşanan gerçekler, iki kişi arasında kalmıştır -eğer eşlerden biri
gerçekten sevmişse böyle olmalıdır- yani kara kutuya hapsolmuştur. Bulunması zor, bulunsa da artık bir şeyleri düzeltmek için çok geçtir…Geçmiş olsundur!!!!!

11Oca

🕸SAĞLAM KADIN

Arkadaşım beni tebrik etti!!!
“Ne sağlam kadınsın…..bu devirde?” dedi. Sağlam kadın?! Evet.. çok sağlamım gerçekten de…
Öyle ki, çok sağlam olduğum için, yirmi yıllık yatak, hayat, hayal arkadaşımdan vazgeçtim. Üç
kişiyi bir oyunda çok bulduğum için…..Ve yine çok sağlam olduğum için, ayrıca onca yıl türlü
fedakarlıklarla toparlanmalardan oluşan, ufuktaki yüklüce bir dünya malına sırtımı döndüm.
Çifte standart uygulayan toplum baskısını göğüsledim, hem de tuş ettim, ederken hayata olan
tüm inancımı, insan sevgimi kaybettim. Aşkı…..çok sağlam olduğum için, eğilip, bükülüp nabza
göre şerbet veremediğim, saman altından su yürütemediğim için, ancak uzaktan seyrettim. Öyle
sağlamım ki, seyrederken bittim, özlem, umut, geçmiş-gelecek, hepsini acımdan yitirdim de,
yine de vermedim özümden. Sağlam olmak adına, insan olmayı, kadın olmayı, hata yapmayı
ıskaladım, geçtim de……bir aslımdan geçemedim. Evet…evet!!! Ben gerçekten bu tebriği hak
ettim. Koca ömrümün içine, küçücükte olsa, istediğim gibi bir hayat yerleştiremedim
ya…..aferin bana…… iyi halt ettim!!!

2Oca

🕸Mektupppp❗

Konuşmak istersiniz, birçok kereler…ama her nedense başaramazsınız….bilirsiniz dertler sesli
zor anlatılır….hele bir de karşınızda değerli, cihana değer bir insan varsa…onu üzecek, kıracak
diye bazı sözler geri durur, bazıları gözlerinde takılı kalır…..bazısı sizi incitir….sonuçta aşk
bu….gurur var….karşısında ağlamak….istemezsiniz. Siz de yazarsınız…kızar yazarsınız…. küser
yazarsınız……ümitlenir yazarsınız ya kağıda ya aklınıza ya hayalinize ve hatta renklendirir
boyarsınız ve…….beklersiniz…..söylemeden anlasın….o da size yazsın….”merhaba…nasılsın?”

1Oca

🕸HAYATIMIN ŞİİRİ

Ben hayatın bir şiir olduğunu düşünüyorum. Herkesin şiiri ayrı. Şiirlerdeki temalar benzer
ancak hangi temanın öne çıkacağı kadere bağlıdır. Sözcüklerin çoğu aynı, ama dizilişi sırası,
mısraların birbirinin ardı sıra gelişi, dizilişi farklı, noktalamaları farklı ve ne yazık ki…..kimi
çok kısa….kimisi gereğinden fazla uzun ve sıkıcı…..kimi şen şakrak……kimisi veryansındadır
her fırsatta….dert benzer, derman benzer, yazan aynı….ama okuyan farklı….okuyanın anlayışı,
kavrayışı ve en önemlisi yorumlayışı birbirinden binbir türlü farklıdır.

21Ara

BU ADAMLAR gitti mi…..?

İkinci çıkınca ortaya, birinciye dönüp tekrar bakılır…..hani belki?!?…. kimbilir belki vicdan
muhasebesi….belki ben ikileminin dövünmesi…..belki özgüven sarsıntısı…yeniden deneme
isteği değil de, yanlış mı yaptım kuşkusunun kemirisi…..bir daha dönülüp bakılır
birinciye….heyhat!…..ne mümkün kıyas!!….ikincinin günahları da yetmez birinciyi aklamaya,
allayıp pullayıp taç yapmaya…..bu adamlar bir kez gitti mi…..gider!

20Ara

🕸 KENDİNİZİ MOBİLİZE EDİN

beş” siniz!!!!!! ama olsun siz şimdiden başlayın. Bir pantolon, bir gömlek, bir çanta, bir
telefondan oluşan bir pratik yaşama geçin. Gereksiz olayına, gerekiyorsa çekmecelerinizden
başlayın, ya da çantanızdan…..ve bunu sürdürün. Kendi etrafınızda giderek büyüyen halkalar
çizerek, tüm gereksiz eşya, iş ve insanlardan kurtulun…. Hayatınızı sadeleştirin. Yalnız giysi ile
de sınırlamayın olayı, hedefiniz hayatınızdaki her şeyi elden geçirmek olsun; sizden enerjinizi
çalacak, zamanınızı boşa harcayacak ve sonuçta size kattığı hiçbir şey de olmayacak….çünkü
gereksiz….olandan kurtulun. Mecburiyet durumlarında, hadi gereksizliğini veya zorunlu olma
halini idare ettik diyelim ama anlamsız ve yararsız ve hatta zararlıysa…..lütfen bir çaresine
bakalım, baktıralım, olmadı sınırlayıp, kısıtlayalım ve hemen olmasa bile zaman içinde
bunlardan ayrışalım.

4Ara

🕸TÜKENMİŞLİK sendromu

Bazen insanın yalnız kalması gerekir……bu öyle bir süreçtir ki, kendinden başka kimseye
tahammülü yoktur insanın…..ne beden ne ruh ne ses ne soluk…..dayanamaz……tüm enerjisinin,
tüm değerlerinin, tüm bildiklerinin sıfırlandığı bir başka haline geçişidir
insanın…..yalnızlığında…..bir kendi ile beraberken…..derinde biriktirip, onca zaman taşıyıp
getirdiği yıkıntıları toplayıp atmak, geride kalanlardan değerini hala koruyanları almak, sevdiği
ama geçerliliğini kaybetmiş eski kendinin, bir işine yaramayacak her şeyinden, bir daha hiç geri
almamacasına, gözünü kapatıp vazgeçmesi gerekir……ancak, yeni hal içinse, emek ve enerjiye
ihtiyaç vardır……artık çok az kalan istek ve enerji ise, bolca bulunan zamandan dönüştürülerek
ihtiyaca harcanır….evet, kendimize emek vermek gerekir…..baharda, kafasını ilk çıkartan sarı
nergisler gibi ortaya çıkmak için, bizden yeniden varolan, yeni bizi sabırla beklemek
gerekir…..yani sözün özü…….belli ya da -her kişiye göre değiştiğinden-belirsiz bir süreye
ihtiyacımız vardır.

20Kas

YAŞ+lı veya YAS+lı…….

Tamam herkes değil; ezici çoğunluk adına yazıyorum yine….istisnalardan bize ne! Kim ufalttı
bu yazıları bu kadar böyle? Harfler ne zamandır büyük, küçük ve çok küçük harfler şeklinde
ayrılır oldu?? Kazakların yıkama talimatları karıncalar için mi yazılıyor ki artık görünmüyorlar
gözüme??? Tüüü….bu bozulan gözler benim mi??? Yakın gözlük ihtiyacı olan ben miyim
Tanrım???? Takmayacağım işte!! Bana ne! Ablama şikayet ettim…..”Allah korusun kör
olursun” dedi… haydaaa!…ne alakası var ya……takmayacağım…kafede menü bile okunmuyor,
zaten artık cilt cilt geliyor, önceden hazırlanmadıysan vay haline! Gözler adam gibi olsa, hemen
kopya alacaksın ilk açtığın sayfalardan ama nerdeee…göz göz değil ki artık!
Halbuki geçen gün yemeğe gittiğimiz akıllı ve cici arkadaşım, menüler gelince “hııım!”
deyip..çantasını açtı..gözlüğünü aldı..tam takarken ben engel oldum….”niye” diye şaşırarak
sordu….”olur mu hiç!!” dedim…. ”yaşlılar gibi”….. yine merakla sordu…….”ama
okuyamıyoruz??”……..”hem bana yakışıyor” dedi ve taktı…o andan, gözlüğünü çıkarıncaya
kadar, ona bakmadım, okuyamadığım menüden, garsona elimle yazıyı gösterdim…..en tanıdık
yemeği seçtim gitti…..bakalım ne gelecek?..garip isminin altında kimsenin okuyamayacağı
şekilde içindekileri yazmışlar…benim için ne olduğunun önemi yok artık…. gelen yiyeceğin
içindekini tam görüp göremeyeceğim bile muallak iken…arkadaşım menüden ayrılıp,
gözlüğünü çıkartınca, her şey normale döndü……ben sakinledim, ikinci bir göz vakasına kadar
eski halime döndüm….takmayacağım işte!

5Kas

🕸ZAMAN DURUR

Bir gün hayat biter. Bir tek sizin için zaman durur. Öyle bir yerde durur ki, ne geçmiş ne gelecek
vardır hatırınızda; hep olması tavsiye edilen şekilde, her zaman uğraştığınız formda,
bugündesinizdir.
Şu anı yaşıyorsunuzdur, ama nefes almadan. Çünkü az önce hayat bitmiş, siz artık yoksunuzdur.
Ancak bir başka anlamda da, şu anda, yalnız ve dünyanın tüm işi gücü, derdi tasası ve yasası
ile birinci dereceden muhatapsınızdır. Sizin değil de kaderin, ya da dolaylı olarak, sizin,
mecburen verdiğiniz kararın sonucunda mahkum olduğunuz, yaşamak durumunda
bırakıldığınız, bir çeşit hayattasınızdır. Önceden bilmediğiniz, öğrenmediğiniz, sevmediğiniz,
bir türlü beceremediğiniz, her türlü kavramı, yaşamak, bir şekilde sindirmek, üzerine geğirmek
ve posayı atmak mecburiyeti vardır ki….bu prosesin işleyişidir. Diyelim çok hassassınız,
yiyemediniz, yetersiz beslenmeden kaynaklanan çöküş, yediniz ama sindiremediniz, mide
rahatsızlığı, ne yapsanız yanma, ne yapsanız acı sızı, yalnızca belli başlı ürünlerle beslenmekten
mütevellit, tek yönlü beslenme ki, sıkıcı ve tekdüze tatsız, anlamsız. Derken hadi, yediniz ve
sindirmeye çalışıyorsunuz, yeterince güçlü ve arsız değilseniz, onca yeni, bilinmeyen şeyin
yarattığı gaz ve kramplarla dolu, fazla şişlik ve dolayısı ile içine gizlendiğimiz eski giysilerden
mecburen vazgeçme, yeni şekle, beğenelim beğenmeyelim bürünme….bu bölümün de bir
şekilde aşıldığını düşünürsek, gelelim, posanın atılmasına….da, acaba beden hazır mı, böyle bir
sona, sonuca….sahip mi, bunu dışarı atabileceği, güvenilir bir alana, tüm bu yenilerin, gereksiz,
atık olanından kurtulduktan sonra, temizlenip, normal hayata dönmek için gerekli alet
edavata……yoksa, hazır değilse ruh-beden, bu yenilerle beslenen can….kim bilir belki de, kalınır
kabız, bu dünya düzenine uymayan bedenle, yapayalnız…..

10Eyl

🕸ODTÜ

İnsanın yolu cennete düşer mi? Benim düştü! Günlerden bir gün yolum ODTÜ ye düştü!
Hayatımın en acı dönemi olmasına rağmen, hala en güzel günlerim diyebileceğim günler
geçirdim. Tam beş yıl, harika bir beş yıl yaşadım. Doyasıya…. yine de doyamadım ya! Olsun!
Beş yıl benim evim yurdum hayalim umudum suyum nefesim oldu. En güzel arkadaşlar, en
gerçek dostlar, gelecek için, bilgi için çalışan insanlar oldu çevremde. Bir daha hiçbir ülkede,
hiçbir ortamda bulamadığım, insanın o en aydın, en yalın halini tanıdım… insanın en güzel en
insan halini yaşadım. Farklı kültürlerden gelip, bilgi ve emek ateşiyle kavrulup, içinde türlü tadı
barındırarak pişen, emsalsiz yemeğin bir tadımlık parçası olmanın haklı gururunu hep taşıdım
ve taşıyorum.

© Copyright 2026, Tüm Hakları Saklıdır.