Sohbet

24Şub

🕸KADIN🆘 AKIL💯 GURUR❌

Akıl ve gurur……bu ikisi bir arada ise…hele bir de kadınsanız….yandınız!…….iflah
olmazsınız!….Belki tek tek telafi edilebilir, saklanabilirler veya kim bilir belki zor da olsa
şekillendirilebilirler…..ama bir aradalar ise durum felaket…..ne yapacaksınız işte! Tanrı’nın
size verdiği bu ödül, aslında gizli bir cezadır da aynı zamanda……çoğu kez, uzun bir süre
haberiniz olmaz….olduğunda ise…vakit çok geç olmuştur.

.

23Şub

ÖZLEM……

…. tuhaf bir şey….zaman geçip, artıp kabardıkça, taşıp dökülmesi beklenirken-çünkü malum
sıvı-…bazen kor ateş görmüş gibi yakıcı, bazen ılık tatlı tatlı, bazen sanki seni dondurmak
istercesine buz gibi…hele bir de yalnızsanız….binbir çeşit şekil, tat ve kokusuyla deli eder
insanı….özlem akıp giden zamanla giderek katılaşır ve herkesin kişiliğine has bir şekil alır ki,
eğer sıvıyken zaman kaybetmeden sizin için uygun ve uyumlu bir biçimde tutmak için
çabalayıp şekillendirmediyseniz….artık değişmezdir de……kendinizi kollamazsanız….size,
hayatınıza, hayalinize olur da ters düşerse…..acıtır, kanatır, yakar canınızı, kenarı…..köşesi……

22Şub

🕸 ANNEM dua ediyor!!

…….”yavrum…… inşallah……. hayırlısıyla”……. ANNEEE!!!….. etme böyle dualar!!….. ben
yaparsam aşk evliliği yaparım!!!…. bakın…. demek ki annem…. normal-uyumlu bir yuva
kurmamı istiyor…..çünkü “aşk”da-huzur olmaz-hayır olmaz-dua+melek olmaz…acı olur….şer
olur…dert olur…….”aşk”…..hele ki evlilikte “aşk”…..intihar olur….hemen götürmese bile insanı
yer bitirir, içten içe çürütür, bezdirir……sonra da bir işe yaramayan seni silkeler, fırlatır
atar…..incitir. Tecrübeyle sabittir….ilginize!

14Şub

BENCİLEYİN BEKLEYİCİLER

20 yıl beklediğiniz şeyi bekler miydiniz? I-ıııh diyenler, ne yapardınız….o çok istediğiniz, o çok
dilediğiniz her neyse, gözünüzde değerini düşürür, isteğinizi öldürür, gönlünüzü soğuturdunuz
değil mi?….hemen yapamayan bencileyinler….azar azar, hatta damla damla….bilirsiniz,
anladınız siz onu!…..damlaya damlaya göl olur….sonra söylemedi demeyin!

14Şub

O ÇOK MEŞHUR ÖZGÜRLÜK….

………yanına alınca yalnızlığı, çoğu kez kılıçtan keskindir savurduğu darbeleri…derken neden
ve nasıl peydah olduğu bilinmeyen gözyaşları….boğmak içindir tarifsiz, isimsiz, nicedir
tanımlanamamış acıları… sonrasındaki duruş… çöküşü simgeleyen vazgeçmişliğin… ta
kendisidir aslında!

9Şub

🕸ÖYLE BİR GEÇER Kİ ZAMAN!!!!

Öyle çok koştum ki….bir hayat boyu, herkes için her şeye; derken bitiverince bir önceki
hayatım, kalıverdim bir arada, sıkışıp geçmişle bilinmeyen geleceğin tam orta yerinde,
kalakaldım kimsesiz, sessiz, isimsiz. Aylar yıllar aldı tekrar gülümsemem, merhaba diyebilmek
için sevdiklerime ve bunu başarabilmek için, ne çok ödün verdim kendimden, ne çok hüzün
döktüm gözlerimden yanaklarıma sessizce, içten; inandığım doğruların yanlış, en iyi bilinenin
aslında hiçbir şey olmadığını öğrenirken, tekrar, yeniden…..yeni hayat, önümde duruyor,
bilmediğim geleceğim! Olduğum, durup kaldığım yerden ilerlemek için, elbet daha
güçleneceğim, daha ümitleneceğim ve geçmiş hayatın verdiği yorgunluğu atacağım……evet
atacağım üstümden….gerçekten! Yönümü kaybetmişte olsam, doğrudan şaşmam, kimseyle
oyun oynamam, neysem oydum…yine öyle, kaldığım yerden devam edeceğim ikinci hayatıma.
Bu hayat ister kötü ister iyi olsun…..yok durmayacağım, hep yerimde saydığım, sayarken çok
şey görüp çok şey anladığım bu araftan, artık eli kulağında çıkacağım…olmadı kaçacağım, ya
kapıdan ya bacadan….

9Şub

🕸FERMAN

İnsan gün gelir artık dayanamaz; alt düzeyse firar eder, orta ise isyan eder, çok üst
düzeyse…..buradaki gibi ferman eder!
Be adam! Be kadın! Sen kimsin ki böylesine hükmedersin benim hayatıma…..tanımadan
bilmeden-görmeden, hangi hastalıklı hayaline bular-sarar-sarmalar da…ipe asmak istersin
beni…sen nesin ki!?…benimle ilgili karar verecek, konuşacak veya ortalığa konu edecek. O
zaman ben de, ezerim seni! İyi insanımdır, özüm sözüm doğrudur ama iş savaşa gelince inan
tanımamışsındır benim gibisini…..canımı yakmaya gör…..savaşta her şey mübah deyip, salarak
aklımı fikrimi-olmadı cismimi-olmadı ismimi-o da olmadı-tüm şeytanca hislerimi. Göze
göz….dişe diş! Müdahale etmedim de…boynu büküklerden mi sandın beni?! Ben bir aşktan
başkasına eğmem ne başımı….ne aklımı; o da benimki gibi gerçekse…aslı astarı yoksa…bana ne
seçme saçma fantazilerden….yoksa sizin gibi ufak tefek ablalar, çok bilmiş, gördüğü her güzel
kadına aynı etiketi yapıştıran bey abilere…ben baş eğmem-boyun bükmem, çünkü ben her
yaptığımın arkasında dururum, kaçmam, kaçanı da kovalamam. Bana yakışmaz hiçbiri, aslımda
sırıtır, sonradan görme misali… Amaaaa….ya size ne demeli o bembeyaz saçlarla yaa!…..hem
şaşırtınız hem çok üzdünüz beni….üzüldüğüm ne miydi?……Yaşınıza oranla hiç olmayan hayat
bilginizdi… Benim yediğim-içtiğim ve her bir adım-izim belli ve apaçık orta yerdedir,
gizlenmem, dolayısıyla da izlenmem……..sizin aklınızdan geçen ve isteyip de ulaşamayınca
kurguladığınız her bir çarpık hikaye…..ancak sizin çok alışık olduğunuz, kendi düzeninizin
dikiz aynasından yansıyan yanılsamasıdır; sizin için alışılagelmiş ama benim hiç
barışagelmediğim ve dahi denemediğim bir durum ve ruh halidir ki, ben de geçerliliği olmayan
bir hayat birimi olarak döner durur da, bir türlü kabul ettiremez kendini. Neyse bu da size ders
olsun, bir daha güzel bir kadın görünce terbiyenizi takının, sonra bir de etrafınıza bakının….öyle
ahkam kesmeyin hemen tanımadığınız insanlarla ilgili, sonra mazallah atıp tuttuğunuz kadın
alıverir aklınızı ve derken ruhunuzu; siz inkar, iftira ve sonrasında itiraf diye giderken…..Dedim
ya aman dikkat! Bu yaştan sonra, affetmez öldürür insanı cehalet ve gaflet!

31Oca

MİSAFİR…İZ

Bir ben+bir koca kedi+bir küçük kız, bir evde bu gece arkadaş birbirine… ev dediysek….kızma
eski!…güzel olmuş küçük kızın tahtının yeri de, bedeline eş değerde malı mülkü de, gel gör ki,
biz üç yalnız arkadaş, bu evde, bu gece, bir kaderde.. misafiriz birbirimize….

29Oca

EVLENDİ…..

…kızım, yok yeni değil, 2 yıl önce de evlenmişti….ikinci kez, daha iyi, daha gösterişli ve daha
pahalı evlendi….yani evi oldu…..önceki ev küçücüktü bir oda bir sofaydı, hani nohut oda bakla
sofa dedikleri….nohut dediysek, benzetmemize halel gelmesin, sen de kızma eski! havyar
yatağında nohut ve bakla sayılırdı….ev küçüktü, ona göreydi, kendi gibi minicikti….derken dev
bir kedi geldi eve, tuvaletin yarısını kaplayan kumu, her yana dağılan tüyleriyle, güzelim ev dar
geldi…ben bir gün boyu ancak sığarken, sığamaz oldum, uykuya dalamaz oldum….gel zaman
git zaman, “yeni”den “ev”lendi, ev büyüdü, hayaller büyüdü, planlar gelişti….oda üç oldu,
banyo iki oldu…..ama işe bakın ki, büyüyen eve tezat, benim yerim hep aynı kaldı!
YORUMSUZ!

22Oca

🕸ARKADAŞIM DEDİ Kİ…

Arkadaşım dedi ki; “..şimdi sen bu konuşan adam filan gibi yazıları yazıyorsun ama….eee??…ya
eski!….bak kadın beni unutmamış, habire bana bir şeyler dokunduruyor, yazılarında bana
göndermeler yapıyor…….diye….hımmmm!!!” Ama ben, yapı itibariyle birine bir söyleyeceğim
varsa, hiç durmam, hiç beklemem koşar söylerim….tabii….karşımdaki beni dinleyecekse,
dinlemeyene veya her nedense dinleyemeyene zaten sözüm olmaz-duramam çatlarım-ortamdan
kırılırım. Söz, ani bir kararla, fevri bir ihtiyaçtan, acil döküldüğünde, ne kadar ürkütücü ve
tehlikeli olabilirken, durdurulup, bekletildiğinde ve bu bekleyişin bitişi, sürekli ertelendiğinde,
bozulur-bükülür; bayatlayan sözün yanında-arkasında durulmaz olur. O yüzden, bilen bilir, ben
söyleyeceğimi, duraklatmam; bırakırım gideceği yolu kendi bulsun. Ve bilirim ki, yazabilmek
için, sindirmek gerekir; neyi mi….. neyi anlatacaksanız onu….. aşk-ölüm-kayıp-kazanç-nefret
hasret….hepsinin sindirilmesi gerekir. Henüz tadarken, yudum yudum, artık her neyse
yudumladığınız, azar azar ya da bol kepçe, el-ayak, hepsi batmış bir halde….. yazılmaz…..
beklenir ve o beklemede, kelimeler art arda eklenir….diğer türlü, hangi duygu ise, sizi yazmaya
itekleyiveren, o duygunun şiddeti, sizi anlatmak istediğinizden çok uzaklara bırakır, yolunuzu
kaybedersiniz.

© Copyright 2026, Tüm Hakları Saklıdır.