Sohbet

20Ağu

🕸DENİZ KIZLARI

Deniz kızlarına sesleniyorum ama gerçek olanlara, yaşlı+deniz anası, çirkin+deniz tarağı, pek
meşhur, bulduğuna tüm kolları ile yapışan ahtapotgillerden bahsetmiyorum……
Gelin vazgeçin şu adamlardan! Hangi adamlardan mı? Evli olanlardan tabii ki!… Bırakın
gitsinler yollarına, size adam mı yok! Elini sallasan ellisi, saçını sallasan tellisi, diğer uzuv ve
bölgeleri saymadım bile… Şimdi duyar gibiyim… “ama başlarken bilmiyordum evli olduğunu!”
ve bunun diğer cinsiyetteki tekrarı “karımla mutlu değilim sorunlarımız var, boşanacağım!”…
Bu hiç değişmez, yüzyıllardır aynı… Emin olun, şüphe etmiyorum samimiyetinizden; doğrudur
bilmiyordunuz ve şöyle sığ bir soru da sormayacağım “eee şimdi öğrendiniz işte, niye
bırakmıyorsunuz?” gibi…. Çünkü aşksa…. bırakılamaz, engellenemez, çözümlenemez ve
şekillenemez… Her durumda, acı çekeceğiniz mutlak bir gerçek, yapılabilecek pek bir şey yok;
ne siz, ne bir başkası sizi kurtaramaz artık… Sevgili hocam, bir gün derste şöyle dedi “gerçek
aşk, yasak aşktır….gerisi…”. Yüzünü buruşturdu, yani palavra demek istedi. Evet, aşk için asıl
olan, nasıl olursa olsun, ne olursa olsun, bir engele, hem de gücü, büyüklüğü hiç de
yadsınamayacak bir ölçüde olan, bir engele rağmen var olandır. Dışardan anlamsız, mantıksız,
kim bilir belki gereksiz gözükse de; sizi her gün aynı inat, aynı inançla ayakta tutan, nereden
geldiğini bilmediğiniz, bir tuhaf güçle, eşe dosta, tüm dünyaya ve hatta kendinize karşı
koyduğunuz bir duygu selidir. Evet, bir seldir gerçekten de, çoğu kez, bu mücadele içinde
soluğunuz kesilir, adeta boğuluyormuşcasına nefessiz kalırsınız. Değer mi? Gerçek aşksa ve
illaki karşılığı varsa -burası çok önemli bayan arkadaşlarım, dikkatinize!!- yani o da size
aşıksa… Değer!…. Şanslısınız! Şu yalan dünyada, şansınıza bir aşk düştü -ancak taklitlerinden
sakınalım, mış gibi yapıp bizi kandıranlarından uzak duralım-….Şansızsınız! Yine bu dünya
için, hiç değmeyeceği halde, epey bir acı çekeceksiniz. Kıskanıp, özleyip, çok sevdiğiniz
için….az mı? Sevildiğiniz için, herkesin onda gözü olduğu için, tüm dünya size karşı olduğu
için, o gün sizle az ilgilendiği için, keşke sevmez olsaydım pişmanlığı için, kaybettikleriniz,
eklentileriniz, eksiklerinizin utancı, artılarınızın boşa gidişi için, hep ama hep acı çekeceksiniz
ve gün gelecek, tartmak isteyeceksiniz, insanın sahip olduğu, en güzel duyguyu tatmanın
verdiği coşku, haz, ayrıcalık ve onurla, tüm bu acıların sizde bıraktıklarını tartmak
isteyeceksiniz ve eğer ödediğiniz bedelin bu aşkın ederini çoktan geçtiğini görürseniz, daha
doğrusu görebilirseniz artık aşık değilsinizdir, cümleten geçmiş olsun. Kalkın, bir elinizi
yüzünüzü yıkayın… üzgünüm ama gerçek bu! Artık size, tatsız-tuzsuz gelen hayatınızdaki
yerinizi alın ve eğer dizlerinizde derman kaldıysa, başlayın bakalım….yavaş yavaş
yürümeye…hayat yolunda… Hem onurlandırılmış, hem cezalandırılmış, ender insan olmanın
farkındalığıyla…

30Tem

🕸 PARDON! SiZE?!?

Giymeyelim mi? Giyelim elbette…. Ama kaç beden olduğumuzu unutmadan. Yaşımızı
unutmadan. Amacımız-kızımızın giydiği bikiniyi giymek ve işte böyle yıllara meydan
okuyorum ve hala bikini giyiyorum-değil de….. güzel ve hoş görünmek olmalı kanımca……
Hangisine baktıkça bakası gelir insanın sizce…… çok trendy diye bikinili bir mandaya mı?
yoksa klasik ve tek parça, bir Marilyn Monroe ya mı? Elbetteki zevkler ve renkler tartışılmaz
ama bir de basit gözle görülür ve maalesef elle de tutulur gerçekler var elbette….. hııı! Erkekler
için mi! Onlar için fark etmez! Kadın nefes aldığı sürece kadındır, elbetteki dişinin körpeleri
tercih edilir, ama kıtlıkta herkesin oluru vardır…..onun için siz kendiniz için en güzelini ve
yakışanını seçin…bu yüzden de giydiğiniz şeye, giyince bir bakın bakalım olmuş mu? Sonra
kendinizi, oradaki buradaki aynanın kıyısından köşesinden, vitrin camından, ışığın cama
bıraktığı siluetinizden röntgenleyip durmayın. Artık olan olmuşsa da…. devam etmek,
başladığınızı bitirmek gerekir ki…..o zaman da, önemli olan benim iç güzelliğim, benim adım
özgüven deyip…salının bakalım….mutluysanız……ne fark eder!

1Tem

🕸 BEKLİ…….YORUM…….

Yine bekler miydiniz? Evet, soru bu? Yirmi yıl bir şeyi, bu şey, insan olay durum veya her
neyse olsaydı…..yirmi yıl sonra başka bir şeyi, ki bu şey yine yukardakilerden biri olsa? Bekler
miydiniz? O çok istediğiniz şey veya istediğiniz gibi olan şey için tekrar sıraya girer, tekrar
diler, tekrar tekrarlar mıydınız kendinizi? Hayır diyenler geçip gidebilir, doğru yoldalar,
tebrikler…. Diğerleri, bencileyinler; beklemeyin, yapmayın bunu kendinize, hayatınızın en az
1/4 ünü zaten, bilmeden bekleyerek geçirmişsiniz, ne için bir 1/4 daha vereceksiniz ki cepten….
Bazı şeyleri anlamanız için beklediğiniz şeyin size nanik yapması mı gerek karşıdan,
kandırması, gelir gibi yapıp, geçip gidivermesi, derken vaz cayması, aklı, duruşu, durumu
karışıp, sizi de karmakarışık yapması ve öyle, düğüm düğüm mü bırakması gerek, siz durup
beklerken….boşuna beklemeyin….gelecek olan bekletmez, siz başınızı çevirene kadar yanınızda
biter……gerçekse; değilse……ne gam, vermediniz ki ömürden….gittiyse belki biraz gönülden, o
da başınızın gözünüzün sadakası olsun varsın….başka ne diyeyim❗

16Haz

🕸 Hangi RAKİPlerle rekabet edilmez?

Her konuda, gençlerle…yani sizden on yaş genç ve daha gençlerle…asla edilemez, hem mağlup
olursunuz, hem komik düşersiniz. Yaşlılarla, sizden on beş yaş büyük ve daha
büyüklerle….yenseniz de içiniz rahat etmez, ne rekabetin tadını, ne kazanmanın gururunu
yaşayamazsınız…ilklerle????…hiç şansınız olmaz…ilk olmak bir şans ve şereftir, ayrıca
değişmez bir gerçektir…..allame-i cihan olsanız….hükmü olmaz….galibiyetiniz baştan
hükümsüzdür….üzgünüz….geç kalmışsınızdır. Ve…….hayatta olmayan rakipler…..rekabete
yeltenmeye dahi kalkışmamanız gerekenlerdir…… ölümsüzdürler…… benzersizdirler…..
zamansızdırlar….. hep en güzel halinde….. hep en vurucu an ile akılda, fikirde….
hayaldedirler…. bu kez geç kalmış değil, şansızsınızdır…..yanlış yerde, yanlış zamanda…..
maalesef yanlışsınızdır. Bazı yanlışlarsa, düzeltilemezlerdir!?!

10Haz

🕸KOCA BAKICILARI

Kocasını çocuk alıp adam eden tüm kadınlar! Bir gün, o koca adamın, şu kapıdan çıkıp
gidebileceğini unutmayın. Siz yaşlı (her anlamda!!) gözlerle pencereden arkasından bakarken,
o hızlı adımlarla, gitmek istediğine doğru ilerlerken; stop! bu duygusal sahneyi, tam da bu trajik
anda kesiyorum…..izninizle… şimdi……şu gözlerinizi silin de….silin, silin…..bir bakın bakalım,
sizin koca adam dediğiniz, dünkü çocuk, aslında birçok büyürken (bilgi, görgü, en çok da para
olarak) küçülen adamlardan mıdır? değil midir? Şimdi, motor! Adam, sanki evden yeni çıkıp
yola koyulmuştu……tabii sizce……ama hani ya adam bir dakikada dağ tepe dümdüz gitmiş
gibi….taaa nerelerde tozu dumana katarken…..aslında ne kadar da küçük değil mi!! Yaa….işte
gerçek hikaye burada gizli! Aaaah ah! Sizi gidi, büyük adam sureti taşıyan, ardından bakınca
aslı küçücük olan adamlar…. haydi bakalım, artık kim tutar sizi!…..

3Haz

🕸 BENİ BEĞENMEDİ!!!!

Bana durup dururken… ”sana ayşe gibi canlı bir arkadaş gerek” dedi…”ki seni canlandırsın”….
demek ki beni beğenmedi…..yeterince canlı bulmadı…ki…gerekeni söyledi…. üzgünüm…..
çünkü benim Orhan Veli’nin şiirindeki, yolun yarısını çoktaaaaan geçen, bilmem kaç küsur
yıllık capcanlı canım, her gün yaptığım iki saatlik spora, seksen yaşındaki bir gün iyi bir gün
hasta olan anneme, yirmili yaşların başında ergenlikten kurtulmaya çalışan küçük kızıma, ikinci
ergenliğini yaşayan babası yani merhum eski eşimin sahne şovlarına, kırk yıllık köklü bir
ailenin ottan boktan tüm ıvır zıvır işlerini yoluna koymaya, bir türlü kendime ait olmayan
hayatımı kabullenmeye, güzel, çekici, sevgi dolu, anlamlı, neşeli ve hassas halimi cansız bulan
adamın birine, her gün her gün kendini anlatmaktan, anası ağlıyor da ondan canı kalmıyor
aslında!!!!…yaaaa!!! Yoksa bendeki can gerçekte hem canlı hem heyecanlı….

10May

🕸 AŞK Ilıyınca……

Yeminler eder; çok seviyordur….. böylesi bir aşk, dahası, böyle bir kadın yoktur….. inandırır….
önce kendini, sonra sizi…. sevgisi hiç bitmeyecek, hep çoğalacak, derinlerde yoğunlaşacak ve
sizden hiç vazgeçmeyecektir….siz onun her şeyisinizdir….bu kadarını beklemediğiniz bir
aşktaki en güzel sahnedir…ve derken serenat başlar…önce şiirler…..sonra şarkılar…..sonra en
özel, en bilinmedik, en duymadığınız sözler…..bir anı bile ayrı geçirmemek için türlü, samimi
çabalar; zamana, kadere, günlük rutine, minicik bir görüşme için karşı koymalar, mücadeleler
başlar. Her an, yeni bir sürprize, yeni bir olaya gebedir. Bakakalırsınız, beklemediğiniz aşk, hiç
beklemediğiniz şekilde, meydana gelmiş, başınızı döndürmüş, sarhoş etmiştir; bilirsiniz, önceki
seferlerden….yuvarlanmanız an meselesidir, bir itiş ucunda beklemektedir….ama siz durup
beklemezsiniz….başınız hep dönecek, bu sarhoşluk, hep sürecek sanırsınız ve sandığınız şeye
dualar eder, şükür edersiniz…. ve devam edersiniz….. çok geçmez…. çok seven…. hep
söyleyen…. yerinde duramayan….size doyamayan…. belli ki, doymaya başlamıştır…….. ki….
önce olduğu yerde durmaya…..sonra şiire-şarkıya ara vermeye başlar…..derken arkadaşları gelir
aklına….tabii ya, nicedir ihmal etmiştir….. yeni filizlenen aşkı, bilmem kaç yıllık ağaç
gibi gelmektedir artık ya…..dikmiş, sulamış, kollamıştır ya….eeee, daha ne yapması
gerekmektedir…. hep yanında bekleyecek değildir ya….konusu, komşusu, ihmal ettiği dostu,
onu beklemektedir….dahası bir hayat tarzı vardır….öyle her gelen-geçenle değişmeyecek hayat
tarzı….bu tarz en çok da, nedense aşk, sıcaktan ılığa geçerken, oldukça belirginleşmiştir….artık,
sevgiyle geçen bir anın, peşinde koşmaya gerek yoktur…sevgi bulunmuş, paketlenmiş,
etiketlenip gerekince açılacaklar bölümüne konmuştur; şimdi hayata dönme, rutine binme, tarzı
kaybetmeme zamanıdır….artık aşk ihtiyaç halinde, hayata dilim dilim katılacak bir çeşnidir.
Hayata kattığı tat beğenilmemeye başlandığında, gereksizdir, zorunlu değildir.

15Nis

🕸 AŞK…..ama GERÇEK mi İMİTASYON mu?

Gerçek aşk sahtesinden nasıl ayrılır? Çok basit! Gerçek ağırdır, hem de! ..ne ağırlık. Taşınabilir
değildir ama taşırsınız; kendinizin bile, gücünüze şaşırıp kalacağı kadar mükemmel taşırsınız,
hiç karşılıksız. Hiç bilmediğiniz bir anda çıkıp geliveren ve sizin, sanki taa en başından beri bir
parçanızmış gibi duran…gerçek aşk…öylesine ağırdır ki, bu ağırlık size ait, her şeyin üstüne
biner. Hayır hayır sorun-çıkmaz veya açmazlardan bahsetmiyorum, gerçekliğinden dolayı, aşk
olmasından dolayı, sizde yerleşip kalan ve sizi sizden edinceye kadar pes etmeyen işkenceden
bahsediyorum. Görmezden gelmek, inkar etmek, isyan etmek, atmak-çatmak ve pes etmek işe
yaramaz; o hiçbir yere kaybolmaz, öylece durur bekler, bazen kızar, bazen küser, bitmiş gibi,
yitmiş gibi yapar, ertesi gün ararsınız, bakarsınız ki, aynı yerinde, hem de çok daha derinde,
iyice kök salmış, hiç niyeti yok gitmeye, ta ki zaman, isteyince geçmeyen bitmeyen zaman,
üzerini hiç yaşanmamışlığın arsızlığı-duyarsızlığı ile örtünceye, o güzel, o özel sizi, size
gömdürünceye kadar….Sonra özgürsünüzdür; dilediğinizi yapabilirsiniz, tabii eğer gücünüz
kaldıysa….sizden geriye bir parça da olsa…..hala varsa…

8Mar

🕸HANGİSİ?

Siz hangisisiniz? Bir kadın olarak en istediğiniz şey neydi? Hiç yeltenmediğiniz? Hiç şansınızın
olmadığı, istediğiniz ama başaramamaktan, yarı yolda kalmaktan korktuğunuz…..bir düşünün
bakalım. Erkeklere sormuyorum bu soruyu!!! Çünkü onlar, her istediklerinde, istedikleri forma
dönüşebilen bir canlı oldukları için, bu soruyu onlara yöneltmek saçma olur!
Evet. Hangisi sizsiniz? İstediği şeye korktuğu, utandığı, bilgisizliği, tecrübesizliği ve
masumluğu nedeniyle, değil eline almaya teşebbüs etmek, yeltenemeyen, cüret
edemeyenlerden misiniz…hani aç olduğu halde önündeki ekmeğe uzanamayan, utanan, sıkılan
ve mide ağrıları, açlık gurultuları ile bakan, bakan ve bakan, derken halsizlikten, yorgun
kalanlardan mı??? Yoksa, her önüne gelen şeyi, aç olsun, olmasın, ağzına atan obez oburlardan
mı? Elalem ne der? Yersem ne olur? Yemesem ne olur? diye düşünmeyen “kimse kapmadan,
atayım ağzıma, sonra düşünürüz bakalım; tadı hoşuma gitmezse, tükürür atarım……..aaadaaam
sende!…..İyi bir şeyse, çiğner bitiririm, zaten sistemim iyi çalışır, her şeyi sindiririm ben, otu
b.ku bile istersem yalar yutar, gıkımı çıkartmam, çıkartanı da tanımam…..sonuçta hepsi aynı,
çiğner veya yakalanmamak için hooop…..yutarım; zor sindirilen bir şeyse, biraz zaman alır,
epey bir bağırsak gurultusu, gürültüsü çıkartır, derken, etrafta bir kaç nahoş, kendini bilmez,
nereden geldiği belli olmayan koku, sonra …..sonrası Allah kerim, hele bir yarın olsun,
düşünürüz….geriye dönüp bakmak mı, yaptığıma hayıflanmak, utanmak mı….niye ki????
Canım istedi, içim aldı, eeee kapasitem de yeterliymiş ki, işimi kendimce hallettim”….cilerden
misiniz?
Siz hangisisiniz, mide burulmaları ve aç mide guruldamalarından utanmadan ama belki sıkılıp
başını önüne eğenlerden, ne yapalım kısmet değilmiş, deyip dudak bükenlerden mi; yoksa,
bağırsak ağrısı, gaz çıkarma seslerinden ve dahi etrafa yayılan kokusundan bile rahatsız
olmayanlardan mısınız? Hangisisiniz ya da laf aramızda, ah gerçekten! hangisi olmak isterdiniz?

3Mar

🕸 ÇARPILINCA ÇIRPINAN, ÇIRPINDIKÇA HIRPALYAN……BOŞA ÇABALAYANLAR…….


Boşuna çırpınıp çabalamayın…kabullenin artık sevdiğinizi….boşuna süslemeyin, hiç
umurunuzda değilmiş, amaaan sende pozlarıyla…..kabullenin! Sevdiniz ama gitti, sevdiniz ama
yetti, sevdiniz ama yıldınız, bıktırdı, bıraktınız besbelli. Sevgi gerçekse…yok olmaz….kaybolsa
bile, durur bekler….onca emeği yalayıp yutan, doygun sevgi, geçen sürenin çokluğunca, bilge,
durur bekler, gözler, bilir er geç zamanının geleceğini….kimi aşktan meşkten zevki sefadan
ağzının payını alan yüreğin, tekrar eski yerinde biteceğini…..yaşlanan, yıpranan, dağılıp
toplanan yüreği bekleyen sevgi, eskisinden çok farklı bir dekorda ve yeni kostümleri içinde
tanınmaz haldeyken, el eder geçmiştekine…..”tanımaz gibi bakma, sevginim ben!….her ne kadar
değişmiş olsak da, her ikimiz de…gerçek olan hiçbir şey yok olmaz birdenbire….ancak değişir
elbette, bir daha aslına dönemeyecek şekilde”

© Copyright 2026, Tüm Hakları Saklıdır.