21Ara

BU ADAMLAR gitti mi…..?

İkinci çıkınca ortaya, birinciye dönüp tekrar bakılır…..hani belki?!?…. kimbilir belki vicdan
muhasebesi….belki ben ikileminin dövünmesi…..belki özgüven sarsıntısı…yeniden deneme
isteği değil de, yanlış mı yaptım kuşkusunun kemirisi…..bir daha dönülüp bakılır
birinciye….heyhat!…..ne mümkün kıyas!!….ikincinin günahları da yetmez birinciyi aklamaya,
allayıp pullayıp taç yapmaya…..bu adamlar bir kez gitti mi…..gider!

20Ara

🕸 KENDİNİZİ MOBİLİZE EDİN

beş” siniz!!!!!! ama olsun siz şimdiden başlayın. Bir pantolon, bir gömlek, bir çanta, bir
telefondan oluşan bir pratik yaşama geçin. Gereksiz olayına, gerekiyorsa çekmecelerinizden
başlayın, ya da çantanızdan…..ve bunu sürdürün. Kendi etrafınızda giderek büyüyen halkalar
çizerek, tüm gereksiz eşya, iş ve insanlardan kurtulun…. Hayatınızı sadeleştirin. Yalnız giysi ile
de sınırlamayın olayı, hedefiniz hayatınızdaki her şeyi elden geçirmek olsun; sizden enerjinizi
çalacak, zamanınızı boşa harcayacak ve sonuçta size kattığı hiçbir şey de olmayacak….çünkü
gereksiz….olandan kurtulun. Mecburiyet durumlarında, hadi gereksizliğini veya zorunlu olma
halini idare ettik diyelim ama anlamsız ve yararsız ve hatta zararlıysa…..lütfen bir çaresine
bakalım, baktıralım, olmadı sınırlayıp, kısıtlayalım ve hemen olmasa bile zaman içinde
bunlardan ayrışalım.

4Ara

🕸TÜKENMİŞLİK sendromu

Bazen insanın yalnız kalması gerekir……bu öyle bir süreçtir ki, kendinden başka kimseye
tahammülü yoktur insanın…..ne beden ne ruh ne ses ne soluk…..dayanamaz……tüm enerjisinin,
tüm değerlerinin, tüm bildiklerinin sıfırlandığı bir başka haline geçişidir
insanın…..yalnızlığında…..bir kendi ile beraberken…..derinde biriktirip, onca zaman taşıyıp
getirdiği yıkıntıları toplayıp atmak, geride kalanlardan değerini hala koruyanları almak, sevdiği
ama geçerliliğini kaybetmiş eski kendinin, bir işine yaramayacak her şeyinden, bir daha hiç geri
almamacasına, gözünü kapatıp vazgeçmesi gerekir……ancak, yeni hal içinse, emek ve enerjiye
ihtiyaç vardır……artık çok az kalan istek ve enerji ise, bolca bulunan zamandan dönüştürülerek
ihtiyaca harcanır….evet, kendimize emek vermek gerekir…..baharda, kafasını ilk çıkartan sarı
nergisler gibi ortaya çıkmak için, bizden yeniden varolan, yeni bizi sabırla beklemek
gerekir…..yani sözün özü…….belli ya da -her kişiye göre değiştiğinden-belirsiz bir süreye
ihtiyacımız vardır.

20Kas

YAŞ+lı veya YAS+lı…….

Tamam herkes değil; ezici çoğunluk adına yazıyorum yine….istisnalardan bize ne! Kim ufalttı
bu yazıları bu kadar böyle? Harfler ne zamandır büyük, küçük ve çok küçük harfler şeklinde
ayrılır oldu?? Kazakların yıkama talimatları karıncalar için mi yazılıyor ki artık görünmüyorlar
gözüme??? Tüüü….bu bozulan gözler benim mi??? Yakın gözlük ihtiyacı olan ben miyim
Tanrım???? Takmayacağım işte!! Bana ne! Ablama şikayet ettim…..”Allah korusun kör
olursun” dedi… haydaaa!…ne alakası var ya……takmayacağım…kafede menü bile okunmuyor,
zaten artık cilt cilt geliyor, önceden hazırlanmadıysan vay haline! Gözler adam gibi olsa, hemen
kopya alacaksın ilk açtığın sayfalardan ama nerdeee…göz göz değil ki artık!
Halbuki geçen gün yemeğe gittiğimiz akıllı ve cici arkadaşım, menüler gelince “hııım!”
deyip..çantasını açtı..gözlüğünü aldı..tam takarken ben engel oldum….”niye” diye şaşırarak
sordu….”olur mu hiç!!” dedim…. ”yaşlılar gibi”….. yine merakla sordu…….”ama
okuyamıyoruz??”……..”hem bana yakışıyor” dedi ve taktı…o andan, gözlüğünü çıkarıncaya
kadar, ona bakmadım, okuyamadığım menüden, garsona elimle yazıyı gösterdim…..en tanıdık
yemeği seçtim gitti…..bakalım ne gelecek?..garip isminin altında kimsenin okuyamayacağı
şekilde içindekileri yazmışlar…benim için ne olduğunun önemi yok artık…. gelen yiyeceğin
içindekini tam görüp göremeyeceğim bile muallak iken…arkadaşım menüden ayrılıp,
gözlüğünü çıkartınca, her şey normale döndü……ben sakinledim, ikinci bir göz vakasına kadar
eski halime döndüm….takmayacağım işte!

5Kas

🕸ZAMAN DURUR

Bir gün hayat biter. Bir tek sizin için zaman durur. Öyle bir yerde durur ki, ne geçmiş ne gelecek
vardır hatırınızda; hep olması tavsiye edilen şekilde, her zaman uğraştığınız formda,
bugündesinizdir.
Şu anı yaşıyorsunuzdur, ama nefes almadan. Çünkü az önce hayat bitmiş, siz artık yoksunuzdur.
Ancak bir başka anlamda da, şu anda, yalnız ve dünyanın tüm işi gücü, derdi tasası ve yasası
ile birinci dereceden muhatapsınızdır. Sizin değil de kaderin, ya da dolaylı olarak, sizin,
mecburen verdiğiniz kararın sonucunda mahkum olduğunuz, yaşamak durumunda
bırakıldığınız, bir çeşit hayattasınızdır. Önceden bilmediğiniz, öğrenmediğiniz, sevmediğiniz,
bir türlü beceremediğiniz, her türlü kavramı, yaşamak, bir şekilde sindirmek, üzerine geğirmek
ve posayı atmak mecburiyeti vardır ki….bu prosesin işleyişidir. Diyelim çok hassassınız,
yiyemediniz, yetersiz beslenmeden kaynaklanan çöküş, yediniz ama sindiremediniz, mide
rahatsızlığı, ne yapsanız yanma, ne yapsanız acı sızı, yalnızca belli başlı ürünlerle beslenmekten
mütevellit, tek yönlü beslenme ki, sıkıcı ve tekdüze tatsız, anlamsız. Derken hadi, yediniz ve
sindirmeye çalışıyorsunuz, yeterince güçlü ve arsız değilseniz, onca yeni, bilinmeyen şeyin
yarattığı gaz ve kramplarla dolu, fazla şişlik ve dolayısı ile içine gizlendiğimiz eski giysilerden
mecburen vazgeçme, yeni şekle, beğenelim beğenmeyelim bürünme….bu bölümün de bir
şekilde aşıldığını düşünürsek, gelelim, posanın atılmasına….da, acaba beden hazır mı, böyle bir
sona, sonuca….sahip mi, bunu dışarı atabileceği, güvenilir bir alana, tüm bu yenilerin, gereksiz,
atık olanından kurtulduktan sonra, temizlenip, normal hayata dönmek için gerekli alet
edavata……yoksa, hazır değilse ruh-beden, bu yenilerle beslenen can….kim bilir belki de, kalınır
kabız, bu dünya düzenine uymayan bedenle, yapayalnız…..

10Eyl

🕸ODTÜ

İnsanın yolu cennete düşer mi? Benim düştü! Günlerden bir gün yolum ODTÜ ye düştü!
Hayatımın en acı dönemi olmasına rağmen, hala en güzel günlerim diyebileceğim günler
geçirdim. Tam beş yıl, harika bir beş yıl yaşadım. Doyasıya…. yine de doyamadım ya! Olsun!
Beş yıl benim evim yurdum hayalim umudum suyum nefesim oldu. En güzel arkadaşlar, en
gerçek dostlar, gelecek için, bilgi için çalışan insanlar oldu çevremde. Bir daha hiçbir ülkede,
hiçbir ortamda bulamadığım, insanın o en aydın, en yalın halini tanıdım… insanın en güzel en
insan halini yaşadım. Farklı kültürlerden gelip, bilgi ve emek ateşiyle kavrulup, içinde türlü tadı
barındırarak pişen, emsalsiz yemeğin bir tadımlık parçası olmanın haklı gururunu hep taşıdım
ve taşıyorum.

20Ağu

🕸DENİZ KIZLARI

Deniz kızlarına sesleniyorum ama gerçek olanlara, yaşlı+deniz anası, çirkin+deniz tarağı, pek
meşhur, bulduğuna tüm kolları ile yapışan ahtapotgillerden bahsetmiyorum……
Gelin vazgeçin şu adamlardan! Hangi adamlardan mı? Evli olanlardan tabii ki!… Bırakın
gitsinler yollarına, size adam mı yok! Elini sallasan ellisi, saçını sallasan tellisi, diğer uzuv ve
bölgeleri saymadım bile… Şimdi duyar gibiyim… “ama başlarken bilmiyordum evli olduğunu!”
ve bunun diğer cinsiyetteki tekrarı “karımla mutlu değilim sorunlarımız var, boşanacağım!”…
Bu hiç değişmez, yüzyıllardır aynı… Emin olun, şüphe etmiyorum samimiyetinizden; doğrudur
bilmiyordunuz ve şöyle sığ bir soru da sormayacağım “eee şimdi öğrendiniz işte, niye
bırakmıyorsunuz?” gibi…. Çünkü aşksa…. bırakılamaz, engellenemez, çözümlenemez ve
şekillenemez… Her durumda, acı çekeceğiniz mutlak bir gerçek, yapılabilecek pek bir şey yok;
ne siz, ne bir başkası sizi kurtaramaz artık… Sevgili hocam, bir gün derste şöyle dedi “gerçek
aşk, yasak aşktır….gerisi…”. Yüzünü buruşturdu, yani palavra demek istedi. Evet, aşk için asıl
olan, nasıl olursa olsun, ne olursa olsun, bir engele, hem de gücü, büyüklüğü hiç de
yadsınamayacak bir ölçüde olan, bir engele rağmen var olandır. Dışardan anlamsız, mantıksız,
kim bilir belki gereksiz gözükse de; sizi her gün aynı inat, aynı inançla ayakta tutan, nereden
geldiğini bilmediğiniz, bir tuhaf güçle, eşe dosta, tüm dünyaya ve hatta kendinize karşı
koyduğunuz bir duygu selidir. Evet, bir seldir gerçekten de, çoğu kez, bu mücadele içinde
soluğunuz kesilir, adeta boğuluyormuşcasına nefessiz kalırsınız. Değer mi? Gerçek aşksa ve
illaki karşılığı varsa -burası çok önemli bayan arkadaşlarım, dikkatinize!!- yani o da size
aşıksa… Değer!…. Şanslısınız! Şu yalan dünyada, şansınıza bir aşk düştü -ancak taklitlerinden
sakınalım, mış gibi yapıp bizi kandıranlarından uzak duralım-….Şansızsınız! Yine bu dünya
için, hiç değmeyeceği halde, epey bir acı çekeceksiniz. Kıskanıp, özleyip, çok sevdiğiniz
için….az mı? Sevildiğiniz için, herkesin onda gözü olduğu için, tüm dünya size karşı olduğu
için, o gün sizle az ilgilendiği için, keşke sevmez olsaydım pişmanlığı için, kaybettikleriniz,
eklentileriniz, eksiklerinizin utancı, artılarınızın boşa gidişi için, hep ama hep acı çekeceksiniz
ve gün gelecek, tartmak isteyeceksiniz, insanın sahip olduğu, en güzel duyguyu tatmanın
verdiği coşku, haz, ayrıcalık ve onurla, tüm bu acıların sizde bıraktıklarını tartmak
isteyeceksiniz ve eğer ödediğiniz bedelin bu aşkın ederini çoktan geçtiğini görürseniz, daha
doğrusu görebilirseniz artık aşık değilsinizdir, cümleten geçmiş olsun. Kalkın, bir elinizi
yüzünüzü yıkayın… üzgünüm ama gerçek bu! Artık size, tatsız-tuzsuz gelen hayatınızdaki
yerinizi alın ve eğer dizlerinizde derman kaldıysa, başlayın bakalım….yavaş yavaş
yürümeye…hayat yolunda… Hem onurlandırılmış, hem cezalandırılmış, ender insan olmanın
farkındalığıyla…

© Copyright 2026, Tüm Hakları Saklıdır.