17Eki

DEĞİŞ SEN TARİH

Ne tarihi mi…bir dakika……önemli bir cümleyi tekrar söyleyeceğim….”tarih tekerrürden
ibarettir” evet…..tatbik ve tecrübe ettim doğru….doğruymuş….maalesef….siz istediğiniz kadar
“aaaamaaaan astroloji de ne diye durun, tüm kainatın bir sistem dahilinde yönetildiğini ve bu
sistemin de yüzyıllar boyu insan denen yaratığa rağmen tıkır tıkır işlediğini görüyoruz…..benzer
periyotlarda, benzer olaylar, insanlar ve olaylar yaşanır. İnsan…sırf replikleri, diyalogların
akışı, dekor ve sahne, üstündeki kostüm ve yüzdeki maske (yaşlı-genç, varlıklı-yoksul, güçlü
zavallı v.b.) farklı olduğundan, kendini aynı durumdaymış gibi algılayamaz…ne mi yapar; ilk
kez gibi oynar rolünü, saf saf inat eder; artık huyu suyu neyi gerektirirse ve gerektirmediği
halde ben bilirim edasıyla; aslında bilmediği, farklı zamanda aynı bölümde aynı manevraları
yaptığıdır…insan doğası, mayası gereği kanar, oyuna dalar….aksi takdirde, oyun süresi
bitmediyse ve oynamak istemezse…problem çıkar….artık bilmem kaç tur….mecbur bekler….bu
düzenekteki dişliler, gezegenlerdir….birbirlerine göre referansları, görev, sorumluluk ve
yaptırımları belli olan gezegenler, kimi 12 yıl, kimi 29 yıl kimi 250 yıl gibi bir sürede dönüp
aynı yerden size sorarlar…”öğrenebildin mi geçen seferden, bakıp görelim ne getirdin
geçmişten…” bu böyle sürer gider…ister inanın ister inanmayın…tek fark yaratacak şey, sizin
farkındalığınız ve olayı kavrayıp en azından ikinci seferde durumu toparlamak ve aynı oyunda,
şartlarınızı size uyacak hale getirmenizdir…oyun, dekor, sahne, oyuncular bellidir, belki biraz
replikler farklıdır…….gerisi…….aynen devam…..aynı hamam aynı tastır!….değişik oyun için
sizin değişmeniz gerekir!

17Eki

🕸SiLDİM…..GİTTİ

Sildim gitti!………hiç kolay olmadı elbet….ne güç gerekti bilseniz……durdum durdum……son bir
kez daha bekledim, bana ağlayan beni dinledim ve sildim. Bir kerede, zor ama hızlı bir
şekilde…
…iyi kas yapmış kollarım, gerektiği zamanlarda silemeyip, zorla tutulup, tutturup kalmaktan,
en çok da yazmaktan…..yazabildiğince, dur durak bilmeden, dünden bugüne yıllar süren
bekleyiş boyunca, yazıp durmaktan, aslı olmayan bir sevgiyi var diye diye, aslında belki de hiç
var olmamış bir sevgiyi……çok diye….yaz yaz yaz……kas yapmış kollarım gereksiz
yere……..demek ki…..hiç kimse için yazmaya gerek yokmuş….böylesine……mademki hayat
süregeliyormuş, benden habersiz, bu kadar dar bir biçimde…..herkes için küçük bir not yeterli
gerçekte…..ne yorulmalı insan yazarken taçlandırasıya bir diğerini…..ne üzülmeli, silmek
gerekince……biriktirip biriktirip sakladığın değerlerini…..benden söylemesi!

16Eki

🕸DUR ❌ BEKLE ⚠ GEÇ 🚫

ir gün gelir…..yanınızdaki adam kalkar yola koyulur….gitmek istiyordur-gitmiştir-gidecektir
veya başından bilirsiniz gidip-geri dönecektir…..kısaca adam gidicidir.
Hangi durumda adam beklenir……bu haksızlık sineye çekilir veya durulmaz, basıp gidilir.
Aşk için;
Çok yazıktır! Aşkın aslına ayıptır, aşk karşılıksız ise kayıt dışı, asılsızdır….zaman, enerji, hayat
anlamında…. kayıptır.
Para için;
Maalesef!……öyle bir hayat gerçeği vardır ve aslında hayat en temelinde bu neden ve bu
gerçekle dönüp durmaktadır.
Aile için;
Yapacak bir şey yok artık!…..AİLE ise öncelik ve sonralık ve araya sıkışan hayatın özeti, o
zaman bırakacaksın adamı…..düşsün-kalksın….taaa ki saat on ikiyi bir geçinceye kadar…..hah!
işte o zaman, adamın bulduğu prenses, alelade bir kadına, araba ve arabacılar kabak ve fareye
dönüşünceye kadar……baktın saat on ikiyi epey bir geçti…sıradan kadın-kabak-fare hepsi
tamam adamdan bir ses yok…..adam ya aşık yani büyülenmiş, onu hala prenses olarak görüyor
ya da…..esas amaç koşma-kovalama-ebeleyip-kaçmaca mantığında, yeni bir prenses için
yollara düştü…geri geleceği yok……o zaman başını ellerinin arasına alır sorarsın kendine, durup bekleyeyim aile için de!… hangi aile?!?….diye

15Eki

ŞİMDİ KIZIM SANA SÖYLÜYORUM

…….yaşlı gelinin kızı, sen anla! (bu yazı doğrudan sahiplerine, onlar kendilerini bilirler, başka
kimse üzerine alınmasın!…)
Öyle 50 yaşı geçmiş kadınla, hem de nikahlanalı 2 yılı bulmuşken, bir de gezme tozma
fingirdeme için en az bir kaç yıl tüketilmişken hem de….. evde, üstte eşofman, başka babadan
olma kız, bacanakla filan, gece yarısı aşıkları olunmaz….olsa olsa, yemek sonrası, şişmiş
göbekleri kazara çarpınca, loş ışıkta, yakın gözlüğü de gözde olmayınca (eee yaş elli dedik) sen
kimdin şaşkınlığının bir anlık duraksamasıdır… konu ile ilgisi olanlara duyurulur!…..bu tabloda
azmettirilen veya kendi kendine hazmedemediği için mecburiyetten azmeden, başka babadan
olan kız çocuğuna da, ayrıca iletmek isterim…bilmem canım “sen mi akıl ettin bu resmi de,
altına aile ibaresi koydun?!? Bence biraz kafaya alındın. Neden dersen? Sonradan, öbür tarafa
giderayak “AİLE” olunmaz, en iyisinden, arkadaş olunur, bu tip resimlerin internete
konmasının iki amacı bir nedeni vardır….görgüsüzce gösteriş nedeniyle eskiye, yaaaa baaaak
ben ne yapıyorum demek içindir; ya da araya fıstıklar girmişse (malum göbekler büyümüş, ara
açılmıştır) siz fıstıksınız ama çikolatanın sahibi benim, gerintisidir. Bunlar yanlış şeylerdir
çocuğum, sonra karşıdakini, Allah korusun! dürtüverir ve “HODRİ MEYDAN” dedirtir!”

14Eki

KEŞKE……..(ömür+hayat+insan)

…tembel olsaydık…bu kadar çok çalışarak her görevden sorumlu hissetmeseydik kendimizi,
tüm gençliğimizi tüketmeseydik…
…ağlasaydık ama ağlamasaydık çaresizce, her şeyin bir çaresi, her seçimimizin birden çok
alternatifi olsaydı, tek seçeneğe mahkum olmasaydık hiçbir zaman…
…yaş alsaydık, olgunlaşsaydık ama yaşlanmasaydık……gülümserken bile farkedilen,
bakışlarımızdaki birikmiş acı kırıntıları hiç olmasaydı…
…onca yıl, uyuyan güzeli oynadıktan sonra, hayat denilen bu oyunda…….hiç uyanmadan
tamamlasaydık geri kalanını da…
…onu, bunu, şunu bekleyerek hayata bu kadar geç kalmasaydık da……yarıdan sonra, koşturup
durmasaydık kaçırdıklarımızı yakalamak uğruna…
…her gün bir dakika, gerçek insan olduğumuz için, zor da olsa gurur duysaydık…
…az konuşup, çok düşünüp, pek çok okuyup, çok çok gülseydik hayata…
…dertler bir dakika sürseydi, sevinçler hayat boyu…
…bu kadar hesapçı olmasaydık…gelecek kaygısı ile ya da bir günün beyliği beylik diye,
elimizdeki onca “an”ıyı bozdurup, harcamasaydık bir “an” uğruna…
…gülseydik doyasıya… ağlayınca acımasaydık… canı yanan yanımıza…

11Eki

ÇALIŞIN ÇALIŞIN

Kendinize çalışın!

Hiç yaptınız mı bilmem….birine çalıştınız mı? Biri için çalışmaktan söz etmiyorum…birini
çalışmaktan kastım….ben çok eskiden beri, ki o zamanlar bilinçsizce, taa ki çok sonra bir gün
fark ederek, birilerini çalışmışım….nasıl mı? Harmanlayarak….evet bunun için biraz….ıı-ıııı
nasıl diyorsunuz, yetenek gerek..ve istek olmazsa olmaz…sonrasında sempati, en çok empati,
analiz, veri sıralama, olasılık çıktılarını değerlendirme, son olarak en doğru kararı
verme….isteyen oldu mu diye sorarsanız….yooo!….bu bir hobi….karşıdakinin talebini veya
ihtiyacını karşılamak amaçlı bir eylem değil….boş vakit zevki….hobi!

8Eki

Her güne 2.MASALLL!

Masalımız, Hansel&Gratel!
Hansel’le Gratel tam da cadıyı yenmişken…..yani parasızlığı, hayatın zorluklarını… ve derken
kariyer basamaklarını çıkmışken…..Hansel’in hemcinsleri gibi oburluğu yüzünden…biraz daha
biraz daha yerken, çatının kirişini çaktırmadan ağzına atmak isteyen Hansel’in çatıyı
çökertmesi….. hem evi hem Gratel’i kaybedip boğazında takılıp kalan artık her neyse parça!yla
birlikte kalakalması….masalı sona ermeden bitirip, sonra bir de utanmadan dönüp Gratel’e bir
şey olmamış gibi….. “şimdi sen neden bitirdin ki?” diye dile gelmesi…

4Eki

YÜRÜ!

Yürüyün..
Öylesine yürüyün…
Yönün hedefin önemi çok yok…
Yeter ki durmayın!
Yeter ki vazgeçmeyin!
Yeter ki pes etmeyin!
Yolda en sevdiğini kaybedenler…
Kalkın ayağa !
Ve
Yürüyün!
Başka seçenek yok!
Tek yol ileri!

1Eki

🕸DELiiiii!!!!!

Şimdi arkadaşım elliye yaklaşıyor; yok vallahi ben değilim, arkadaşım! Cidden!…. benim ait
olduğum ondalık sayı 3 te kaldı en son. Otuzdan çok kırktan az. Ne bir adım ileri ne bir adım
geri. Şimdi bu arkadaşım, demiştim ya….ben değil de, bu arkadaşımın durumu vahim. Neden
derseniz….yaş ortada; bir de yetmezmiş gibi tuttu adamı boşadı…. Neymiş efendim, aşk
yokmuş, bu evliliğini aşk için yapmışmış…..ama şimdi bir de dönüp bakmış ki aşk
yokmuş..vaaaay! (acaba aşk nerede? herkes arıyor ama bulupta elinde tutanına rastgelen yok!)
Sevdiği gibi sevilmemiş, istediği gibi istenmemiş, özlediği gibi özlenmemiş…(tabii çünkü bütün
evliliklerde aslında kadın baştacı, adamın tek ilacı, hayatının olmazsa olmazı ya, o yüzden
kendininkini yadırgadı!) ve fonda hep bilindik yalnız kadınlar korosu solistinden, hep bilindik
bir parça eşliğinde…..bitirdi onca yıllık evliliğini…. Aşk yoksa ben de yokum! diye… Deli
cesareti! Acaba şimdi ne oldu? Başı göğe mi erdi ki? Yoo!!….ermemiş ama hayatında ilk kez
huzurluymuş, hiç kimseden hiçbir beklentisi yokmuş. Çok harika! Bu tıpkı insanın artık hayatta
yapacak bir şeyi kalmayıp da, köşesine çekileceği ve pek tabii, onun gibi köşesi olmayanların
bir bakım evine yerleştiği durum, huzurlu bir huzur evi sakini gibi. Lütfen sevgili bayanlar, şu
aşk hikayesinden bir vazgeçelim! Varlığına ister inanın ister inanmayın, aşkın evlilik
kurumunda yeri yok! Aşk, ansızın, apansız geliveren, kural, kanun, örf adet tanımayan, üstelik
bir de bunların karşılarına geçip, nanik yapıp gülen, bir acayip ruh durumu ki; bir kez bulan,
kazara alan, bir daha tatmamaya yeminli yolcu olur öbür tarafa. Eee…..bu arkadaş bir kez aşık
olmuş, sonra hala belaya (gözyaşına, kıskançlık krizlerine, kalp kırıklıklarına) doymamış ki; bu
nadide şeyler yoksa hayatımda, ben de yokum diyor. Ahh kardeşim ahhh! Bu istediğin hayatı,
bu zamanda, bu dünyada bulabilmen için: 1.Her adama olurun olacak, öyle iyi, kötü
ayırmayacaksın…2.Arsız, yüzsüz olacaksın, birini atıp birini alacaksın; çünkü aşk kısa
sürer….3.Kendini her bir olayda, ahkam kesmek mecburiyet ve görevinde zanneden toplumun,
ahlak bekçilerini (ki sayıları hiç yadsınmayacak kadar çoktur ve her nasılsa bunların tümü
sütten çıkma ak kaşıktır!) görmezmiş gibi yapacaksın, hatta, gerekirse bir de selam çakıp,
hazırolda duracaksın……4.Hemcinslerinin kıskançlık ve merak içinde habire, ha babam
ürettikleri dedikoduları kulak ardı edip, vur patlasın, çal oynasın diyeceksin….ki! … Maalesef
bu özelliklerin hiçbiri sende yok, bu saatten sonra da, ne edersen et, öğrenmen, uygulaman ve
dahi başarman mümkün değil. Dedim ya….senin durumun vahim! Allah yardımcın olsun!

30Eyl

BEN❗

Yüzüğüm orta parmağımda…..karşıyım evlilik kurumuna….aldığın veya seni alan adamın
parası büyüklüğünde takılan ruhsuz tek taşlara, sağdan sola geçirmelere, atılan imza ile kurulan
beraberliklere…..yalnız yanlış anlaşılmak da istemem….nikah mikah hak getire, bugün hasan
yarın hüseyin, öbür gün ola hayrola diye bir görüşüm de yok…şu an, sürdürdüğümüz hayatta,
kadın erkek ilişkilerinde, tek amaç ve düşünce haline gelen, gün sonu almadan, ne kadar
götürebilirsem davranışına ise hepten karşıyım ve bu kez erkeklere de yüklenemem, maşallah
hemcinslerim ipi göğüslemiş götürürken….neyse benim dediğim…işin özü…birlikte başlayıp
yükseltilecek bir yapı ve bu yapı için gereken ortak amaç varsa, ayrıca olmazsa olmaz,
çocuklarla desteklenip zenginleştirilecekse, evlilik kurumu güzel, nikah bir nişan gibi, mutlak
dürüst bir göğüste taşınmalı…gururla elbette……ancak aile olmak için, yüzüğe veya imzaya
gerek yok inanın…..kalbinizdeki sevgi gerçekse eğer….yeter!

© Copyright 2026, Tüm Hakları Saklıdır.