5Kas

🕸SORU+NUM VAR!?

Şimdi sevgili hemcinslerim size bir sorum var? Ahh! Evet, bu aralar sanki sizinle bir soru+num
var! Niye her aslan kafesinin önünde, bir dişi kaplan bekliyor? Hem de, dişlerini bileyip,
parlatıp ve bir de gıcırdatarak bekliyor. Kafesteki aslan parçası (dikkat ederseniz aslan parçası
dedim, çünkü kafeste yaşayan erkek aslan, kafesin dışına çıktığında, aslan parçası, yani aşağı
yukarı bütünün binde birine tekabül eder ki, bu da neredeyse hiç demektir veya yerine göre p.ç
demektir) Neyse biz gelelim kaplan kadına… Neden bu kafeslerin önünde, erkek kaplan
beklemez de, hep dişi kaplan vardır? Çünküü…dişi kaplan aptal, erkek kaplan akıllıdır…..ve
elalemin eskisi ile ne işim var…….olursa yeni olsun, eski olacaksa……evdeki olsun der …… Ve
enteresan bir şekilde dişi aslan akıllı, erkek aslan aptaldır. Kapının önündeki dişi kaplanı bir
şey zanneder, kendini ormanlar kralı sanır ve ona kral muamelesi yapana takılır; dişi aslanın bu
saçmalıklara tahammülü yoktur, çünkü hep okunan aynı b.k.tur, onun da bu masallara karnı
toktur; yeniye inanmaz, çünkü havsalası almaz, eski olacaksa, benim eskittiğim ne güne
duruyor diye düşünür. Derken gün olur, devran döner, dişi kaplan postundaki, yalnız dişi
aslanın maskesi düşmüş, kafes dışındaki kovalamaca son bulmuştur ve nihayetinde aslan
parçası kafesinin yolunu tutmuştur. Erkek kaplan postundakiler mi? Bize ne onlardan, binbir
çeşit hayvan var yaşayan, değişik postlarda saklanan, kendini farklı tanıtan……alem buysa posta
bürünenden de, kraldan da bize ne!

4Kas

Ç.K&B.K

Çok bulan b.k bulmuş gibi olur……”nerede çokluk orada b.kluk” sözü, bu bölümün temelini
oluşturur……ister istemez çok bulan bulanır, devamında öğürtüsü duyulur….derken bir devir
itinayla gömülür.

2Kas

Her güne 3.MASALLL!

Masalımız, Kırmızı Başlıklı Kız!
Kırmızı başlıklı kız, daha önce hiç arkadaşı olmadan, öyle saf, masum ve yalnız dışarı çıkarsa
pek tabi önce kurt‘a inanır…..sonra ondan kurtulmak için avcı‘ya sığınır ve avcının yanlış insan
olmasıyla hayatı kararır….maalesef her zaman avcı doğru insan olmayabilir…..derken olay
hastaneye taşınır ve büyün ihale doktor‘a kalır…doktor kurtardı kurtardı…kurtaramadı…vurun
doktora!!!

1Kas

TANIMSAL “EŞ’LİK”

Bir türlü bitmeyen evlilik: Geviş getirmek-aynı şeyi çiğneyip durmak-yutamamak
çıkaramamak durumunun getirdiği rahatsızlık hali…
Evlilik: Her gün aynı ama tanıdık bildik tat…unu belli, yağı belli, çeşit hep aynı ama
olsun varsın der “yer+yutar+doyar+şükredersin+yatar uyursun = (adamsan)(?) = adamsın
…..formülünün ezberi…”
…..Değilsen: atıştırır durursun, oradan buradan….doyacakmış gibi……tez olur dönüşün….fakat
heyhat!…eski tabak boşalmış, oturmuş bir başka belki serseri!?…belki beyefendi!?…artık
boşuna ısrardır seninki…..

31Eki

DENE-+ME

Şimdi…..hiç öyle, vay bilmem ne zaman önce yollarımız kesişti, yok kaderimiz birdi-yolumuz
birdi-kalbimiz birdi filan yok!….o, o zamandı….şimdi yıl…..2018….püüüü yıllar koşturup
gitmiş…bir kere kesiştin diye, o arada birlikte yürüdün diye hep aynı yoldan, hep birlikte, hep
aynı yöne gideceğin kanısına nereden kapıldın????….denk gelmişsin sonra devrilmişsin, yoldan
çıkmışsın, yan yola sapmışsın, durmuşsun veya arızalanmışsın, her ne olduysa
bozulmuşsun….sana olmadıysa yanındakine olmuş olan….yok yok bu elektrikli alet değil…
tamir edilsin….zaman filan hikaye….çoook beklersen… belki?!…. o da, belki!…unutursun en iyi
ihtimalle…..hatırlamazsın en azından ayrıntıları….ama düzelemezsin, düzeltemezsin…mutlaka,
bu yolda giderken başına gelenler yüzünden, iptal olunan özellik elemanını es geçip, yok farz
edip, elinde kalanlarla, yeni bir fonksiyon için var olmayı deneyeceksin…..deneme yani….ya da
dene….ya tutarsa!

30Eki

DİYE…BİLİRİM GELECEK YİNE!

Yıl 2011 ….eylül sabahı….ben….20 yıllık arkadaşımı kaybettim!….derken meğer kader gülermiş
peşimden…”dur bakalım gülüm daha yeni başladı poker, bunlar ilk eldeki ilk kağıtlar…daha
neler var…. bekle bekle biraz da gör”…diye….çok geçmeden, artık zaptedilemeyen isyankar
küçük kızım taşındı evinden “bir daha da dönmem geri”…dedi…giderken…..şimdi gelir misafir
olur eski evinde….konaklar üç olmadı beş gün…giderken “bu ev beni boğuyor” der boğulmuş
gibi huzursuz havanın boğazından geçişinden….aman ne yapalım zaten bir gün gidecekti
tesellisini derken….meğer kader süzmekteymiş beni ilerden geriden ….bunun eni boyu, dert tasa
yükü ne kadar çeker derken derken….en sevdiğimi sarstı derinden, tam gitti her şey bitti derken
tekrar dünyaya getirdi yaşattı Yaradan!….yeniden!….mucizeydi gerçekten…derken iyileşsin
diye çabalar didinirken güç yetmediğinde, yardıma gelen, içimize giren, girip çıkarken sokup
zehrini bırakan, her giden, gidişinde benden bir şeyler çalıp dökülüp saçılıp yerine
yollanırken…her keresinde, yerine gelen bir yenisi, hayatımıza gelip, ortak olurken, en
sevdiğimle paylaştığım her şeye, her yere ve her ana, her anıma…ben de bittim onların çirkin
gözlerinin kirli bakışlarından akan garezlerinde ve yaşatmak için yaşamak zorunda olmanın
yüküyle, biraz daha eksik uyandım her güne….meğer özüm bitip durmaktaymış derinde…ve gün
gelipte en sevdiğim veda edip gidince….bittim ben de, belki de onun sevdiği ben de öldüm,
gittim onunla birlikte…ben donmuş bakarken aylarca her şeye…baktım kader ellerini silkeliyor
kaşlarını kaldırıp…”eee benden bu kadar….işim şimdilik bitti senle…ben yine gelirim sen hiç
merak etme” diye… bir de el sallayıp eğlenmekte artık hiç kalmayan benle…ne diye…bilirim
gelecek yine!

29Eki

🕸SORUNUM✔ SORUNSUN✔ SORUN✔ 

Şimdi bütün adamların karıları ile sorunu var, bu kesin, gayet kesin. İyi de kardeşim!…bunda
bir gariplik yok ki! İnsanın kendi kendisiyle bile sorunu olduğu şu tuhaf dünya düzeninde, karşı
cinsten ve onca yıllık beraberlikten sonra, eğer bir sorun yoksa şaşmak lazım….bu durumda bir
gariplik var demektir! Şimdi bu karı ile problem bölümünde şöyle bir tuhaflık var ki,
söylemeden veya dillendirmeden geçmek olmaz. Sevgili beyler, bu sorunlarınız neden güzel
hoş veya sadece sizin hoşunuza giden bir kadını görünce aniden peydahlanıyor? Daha önceden
sorunlarınız yok muydu, yoksa vardı da……dokunmuyor muydu?…. yoksa yoktu da birden
karşılaşınca mı oldu? Hangisi ki acaba? Hadi bu soruyu bilemedik geçelim, pekiii….bunlar
sorunsa çözülmesi gerekmez mi? Siz çözmeyecek misiniz? Yani ikiniz!… peki niye ortalarda
kimse yok da……hep günah keçisi seçilen hoş kadın lanetlenmekte. Esas sorunu olanlar, bu
durumdan sorumlu olanlar, neden sahnede yoklar? Sorun çözülemiyor….tek çözüm ayrılıksa, o
zaman niye bir türlü bu sürece geçilmiyor, hep bir şeyler yokuşa sürülüyor veya yokuşta
süründürülüyor. Dünyanın her yerinde, ki buna katolik kilisesinin katı kurallarına rağmen
boşanmayı başaran çiftlerin boşanma süresi de dahil, bizim Türk erkeklerinin boşanabilme
süresini yakalayan ve geçen yok. Dünya yüzünde bir tek bizim adamlar bir türlü
boşanamıyorlar. Neden? Çünkü, biir….bu adamlar, sıkı bir harem kültürünün asil çocukları;
alışkınlar anadan, atadan; erkektir yapar, erkektir sarar, erkekliğin şanındandır edebiyatının
çocukları. İkiii…bu adamların karıları, yeryüzünde olup olabilecek en zeki kadın grubu. Erkek
nedir sorusunu; her evde olması gereken demirbaştır, kredi kartıdır, erkek egemen dünya
düzeninde yalancıktan evin başkanı, sanki hakimidir. [not 1: Akıllı kadın yani aklı başında
kadın, bunu kabul etmez, çünkü aklı kadar gururu da gelişmiştir ve her gelişmiş canlı gibi
kendine yararı yoktur] [not 2: Aptal kadın ise, düşünemediği için bilinçsizce olur verir bu
gidişe] En zeki kadın, bu oyundaki adamının rolünü en başından bilir, onaylar ve yaşar…..hem
de enine boyuna; adam sorun sorun diye kıvrana dursun, o keyfine bakar, çalar oynar; taaa ki
adam sorunlardan veya sorun sandığı hoş kadınla karşılaşma sorununu çözememekten tükenip,
stop edince ve sürünerek artık hakim olmak istemediğini söyleyince kadar….derken olanlar
olur……o kırk yıllık dost, ona kocaman bir post olur…..derken posta sarınmış kocaman bir kobra
olur. Kobra tıslar, pıslar adamı sindirmeye çalışır, oldu ya..adam sinmedi……o zaman, biraz
sokarak zehirini akıtmak ister, bunu da, hem kendi hıncını almak hem de adamı etkisiz ve
herkes için geçersiz hale getirmek amacıyla yapar. Ve yine istediği sonucu alamadıysa… O
zaman bir dünya savaşı başlar…eşler cephe alırlar ve taarruza geçerler, adam istediği özgürlük
için bir bedel ödemeyi kabul etse dahi, bu kadın tarafından hep az bulunur ve kadının bu talebi
adam tarafından hep çok bulunur. Gerçekte adam o eve yazılmış bir demirbaştır, yeni bir
hanenin demirbaşından sayılabilmesi için yıllar gereklidir, bu önemli bir sorundur….çünkü bu
demirbaşa bağlı çocuk demirbaşların durumu söz konusudur; derken en önemli olay adamın
kredi kartı olma özelliğidir ki!?! kadın her daim kadındır, kısıtlanmış karta gelemez, kısıtlama
sevemez, hep çok, hep fazla harcamak ve kartının hep cebinde kalsını ister ki, bu da adamın
don gömlek kalmasını gerektirir. Kadının talebi ancak böyle karşılanır, gönlü ancak böyle mutlu
olur…..derken sıra iktidar savaşına gelir; kadın, adamın yılardır yalancı hakimliğine,
mahsuscuktan sahipliğine boyun eğer ifadesini bir kalemde siler ve artık rakibi olan yıllanmış
adamını yenebilmek için, eş, dost, itibar, toplum baskısı, çocuk ağlatısı, tehdit, hiddet, nefret,
olmadı yalandan müteessirlik numaralarına kolayca uzanır ve eninde sonunda, az ya da çok,
gücü, direnci, arsızlığı ve yüzsüzlüğü oranında bu savaşta başarılı olur ve kendince bir zafer
kazanır. Siz siz olun, karınızla olan sorunlarınızı o hoş kadınla karşılaşmadan çözüverin
gitsin…..mazallah kazara sizi bile götürebilir bu sorunlu gerçekler……

24Eki

İNSAN….GİLLER

……
Önce,
affedenler, affetmeyenler ve aracılar olarak üçe….
Sonra ara-lar,
arabulucu, arakazıcı, aragötürücü ve aragömücü şeklinde dörde….
…daha sonra ise,
kendi içlerinde cins ve cibilliyetlerine göre bilmem artık kaç bine ayrılırlar ki…kendileri tüm
bu bölümler arasında en çok çalışan kesimdir………………
…….affedenler, figürandır…az da konuşsa çok da konuşsa önemli değildir, kimse için fark
etmez, baştan bellidir, affedicidir, saftır, hassastır, iyi veya çok kötü bazen hesapçıdır, günün
anlam ve önemine göre değişen değişkenliklerinin, evrakta memur misali, hiçbir getiri-götürüsü
yoktur…….
…….diğerleri yani affetmeyenler, assolistlerdir ki yapacakları önceden bellidir, bu grup hamuru
gibi serttir, dürüsttür, doğrudur, eğilmez, bükülmez ya kırar ya kırılırlar…durumları güç, işleri
hafif, replikleri azdır…….

…….aracılar….bunlar ağır işçidir…7/24 çalışırlar…bir ya da bin yıl sürsün devam ederler…tek
istedikleri hedefledikleridir…….olayı alır, aldım diye mühürler, belki bir an duraksar ve hemen
sonra işlerine kaldıkları yerden devam ederler…….
…….arabulucular hep suçludur, ne yapsa yaranamaz sonunda pişman olur, bir daha aracı olmam
derler…….
…….arakazıcı da keza arabulucu havalarında, yardım etme çaba ve telaşı edasıyla, habire
aradaki derin boşluğu daha da daha da kazarlar, nedenleri kendilerine göre değişiklik
gösterir…….
…….aragötürücü arabulucu pozlarında, o kargaşada ne bulsa cebine indirir, kimsenin haberi
yokken götürür…….
…….aragömücüler, öyle bir rol çalarlar ki, değil üvertür şarkıcıyı ağlatıp, işsiz bırakırım haaa!
tavrı kaprisi…benim diyen assolisti bile korkutur….amanınnn!…bu ne yaaa!… dedirtirler…iki
arada bir derede, kapasite ve doğuştan getirdiği yeteneği ile, her türden bir ikisini eler, hemen
yerinde gömerler…….yaaa! işte böyle bizim insan….giller!

18Eki

🕸HAZIMSIZLIK

Benim size bir reçete yazmam lazım….hazımsızlık var sizde…..çok yakından muayene
edemedim ama diyet yapmanız gerek kanımca…..abur cubura çok meyillisiniz….ne görürseniz
ağzınıza atmak istiyorsunuz…..en azından yutmasanız bile çiğnemek, hiç olmazsa koklamak
istiyorsunuz ki…… bu çok tehlikeli bir durum, çünkü bu şartlar altında, o özene bezene
yaptığınız, bakmaya doyamadığınız, nefis taze ve sağlıklı yemeğinize bir türlü sıra
gelemeyecek ya da gelene kadar yemek soğuyacak, tadı kaçacak…..yense bile anlamsız, yavan
gelecek…..en iyisi, bir diyete girip, öyle her ikram edilene el atmamak, vitrindeki her şeye
yanaşmamak, ne idüğü belirsiz ıvır zıvır şeyleri tamamen kesip, sizin için hazırlanmış benzersiz
yemeğinizi yiyip, doydum… Allah’a şükür! deyip, sonrasında önünüze çıkacak ıvır zıvıra….
“ben tokum” diyerek mutlulukla gülümsemek ve harika yemeğinizin tadını çıkartıp, keyfini
sürmek.
Bu durum da, kahveler müessesenin ikramıdır…….afiyet olsun!

18Eki

İHANET

Bütün erkekler size ihanet eder. Nasıl derseniz? Sizi ilk çeken, cezbeden özelliğine
bakın!…bakın bakın, şöyle dikkatlice……mesela kelebek gibi uçuşması mı?….o halde emin
olun…..siz başınızı çevirdiğinizde, sevimli kelebeğinizin ilk yapacağı şey, çiçekten çiçeğe
uçmak, belki konmak…..siz tekrar başınızı çevirdiğinizde ise, yine sizin için, size doğru
uçmaktır. Başka bir örneğe bakalım, diyelim harika bir dinleme ve arkadaşlık özelliği var, siz
ortadan yok olur olmaz, gelsin arkadaş gitsin arkadaş 1,2,3….5 siz tekrar sahneye çıkıncaya
kadar. Ya da diyelim müthiş bir ikna kabiliyeti var, adeta kanınıza girdi ve sizi yolunuzdan
döndürdü… aynı şeyi, karşılaştığı her güzelde deneyeceğinden, kuşkunuz olmasın….ta ki ikna
ettikleri bir dizi inci gibi dizilip, dişe dokunur oluncaya ve siz binici kez ikna edilip, her zamanki
yanı başındaki yerinizi alıncaya kadar…..eveeet..bu durumda ne yapıyoruz sevgili bayanlar,
aldatış şekli en az acıtanı seçiyoruz. Yoksa, insanı kalpten götürür….maazallah!

© Copyright 2026, Tüm Hakları Saklıdır.